MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/05/2014 tarih ve 2012/52-2014/38 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bankadaki hesabından iradesi ve bilgisi dışında 65.000 TL para çekildiğini, parayı çeken banka çalışanının memuriyetinin yanmaması için müvekkilinin dekontu imzaladığını, ancak banka çalışanının intihar etmesi nedeniyle parasını alamadığını ileri sürerek, müvekkilinin hesabından çekilen 65.000 TL'nin ve 2.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tediye makbuzunu imzalayan davacının bankacılık açısından müvekkilinin mesuliyetini kaldırdığını, mevduat sahibi davacı fişte yazılı olan parayı almadığını geçerli bir delille ispat etmek zorunda olduğunu, davacının kişilik haklarına herhangi bir saldırının bulunmadığını, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı bankada vadeli hesap açtırmasıyla taraflar arasında akdi bir ilişki kurulduğu, yapılan yolsuzluğun ortaya çıkması üzerine kendisine tediye fişi imzalattırılan davacının aslında eylemli olarak bu parayı almadığı, bankaya ve banka görevlilerine duyduğu güven neticesinde bu fişi imzaladığı, davalı bankanın çalışanlarının bu eyleminden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davacının davalı banka bulunan hesabındaki mevduatının bilgi ve talimatı dışında banka personeli tarafından usulsüz çekilmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, bu bağlamda haksız eylem esasen davalı bankaya karşı işlenmiştir. Somut olayın oluş biçiminde, TMK'nın 24. maddesi anlamında davacının doğrudan kişilik haklarına tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK'nın 49. maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmadığından mahkemece, manevi tazminata ilişkin istemin reddi karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3-Ayrıca karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 12. maddesine göre avukatlık ücretinin tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanması gerekirken, tarifenin üçüncü kısmındaki kademeler göz önüne alınmaksızın yapılan hesaplamaya göre avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.