MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/12/2013 tarih ve 2012/440-2013/726 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu araçların, davalı ... şirketi nezdinde ihtiyari mali mesuliyet ve ferdi kaza sigortalarının yapıldığını, müvekkilinin sigorta poliçe pirimlerini davalı şirketin acentesine ... olmasına rağmen davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, müvekkilinin icra tehdidi altında 3.341,00 TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, takibe konu borç yönünden borçlu olmadığının tespiti ile tedbiren icra takibinin durdurulmasına ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava yargılama sırasında borç ödenmiş olduğundan istirdat davasına dönüştürülmüştür.
Davalı taraf, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının toplam 2.630,02 TL prim alacağı ve faizi için davalı aleyhine icra takibi başlattığı davacının takibe konu 3.341,00 TL borcu ödediği, alınan bilirkişi raporunun sonuç bölümünün 2. maddesinde davalı sigortacının poliçe primlerinin davacıdan talep hakkı bulunmadığı belirtildiğinden davacının borcu bulunmadığı halde icra tehdidi altında ... olduğu 3.341,00 TL'nin davanın menfi tespit davası olarak açılmasına rağmen yapılan ödeme nedeniyle istirdat davasına dönüştüğünden belirtilen tutarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve yasal koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta poliçe pirimlerinin ödendiği iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit- istirdat davasıdır. Herşeyden önce, dava konusu icra dosyasındaki takip talebinde ... no'lu poliçeye yer verilmemiş ise de, takip talebine eklenen belgeler ve takip miktarından, takibin dört adet poliçeye dayalı olduğu ve işbu davanın aralarında sözü geçen poliçenin de yer aldığı belirtilen poliçe tutarlarının ödendiği iddiası ile açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde ve yargılama sırasındaki beyanlarında takip ve dava konusu edilen her biri 525,00 TL tutarında olan ..., ..., ..., ... no'lu poliçelerden kaynaklanan pirim borçlarının, dava dışı sigorta şirketi acentesine ödendiğini ileri sürmüş ancak ödemelerini gösterir kanıt sunamamıştır. Mahkemece davacının bu yöndeki iddiası nazara alınmaksızın yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda verilen rapor benimsenmek suretiyle davanın kabulüne hükmedilmiş ise de, sözü edilen bilirkişi raporu taraflar arasındaki uyuşmazlıkla doğrudan ilgili olmayan hususlara temas eden niteliği ile hükme varmaya elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece, davacının dava tarihi itibariyle davalı ... şirketine borçlu olduğu miktarın tespiti ile, davalı ... şirketinin 06/03/2013 tarihli müzekkere cevabi yazısında ... no'lu poliçenin icra takibinden sonra gün esaslı iptali nedeniyle davacının prim borcundan mahsubunu yaptığını beyan ettiği 438,70 TL'lik tutar dikkate alınmak suretiyle, fazla ödemesi varsa bu tutarın istirdadına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.