MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/05/2014 tarih ve 2013/268-2014/35 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kullandığı 5 ayrı zirai krediyle ilgili olarak bankaca 11/03/2010 tarihinde 299,98 TL, 23/09/2011 tarihinde 1225,00 TL, 29/03/2007 tarihinde 300,00 TL, 14/02/2008 tarihinde 360,00 TL, 02/05/2011 tarihinde 143,75 TL komisyon ve masraf kesintileri altında kesinti yapıldığını, yapılan bu kesintilerin yasal ve hukuki olmadığını ileri sürerek, toplam 2328,73 TL komisyon ve masraf kesintilerinin alındığı tarihlerden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının kredi kullanımı sırasında bankaca belirlenecek her türlü ücret ve masrafı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bankaların verdikleri hizmet nedeniyle makul bir ücret alabileceğini, davacının tüketici olmadığını, Tüketici Yasası uygulanamayacağı gibi davanın Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı banka ile arasında imzalanan tarımsal krediler sözleşmesi ile kullandığı kredi karşılığında davalının davacıdan toplam 2.328,73-TL masraf tahsil ettiği, masraf dekontlarının dosyada bulunduğu, ancak masrafın alınması gereken zorunlu giderler arasında bulunduğu ve belli bir hizmet karşılığı masraflardan olduğu konusunda davalı tarafından herhangi bir belge ve delil sunulmadığı, dolayısıyla bu işlemin 4077 sayılı Yasa'nın 6. maddesi hükmü uyarınca haksız şart bulunduğu ve sözleşmenin müşteri aleyhine ağırlaştırılması sonucu doğduğu, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.328,73 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalıdan tahsiline, avans faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, davacının genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı bankadan kullandığı krediler nedeniyle tahsil edilen bir kısım masraf ve ücretlerin iadesi istemine ilişkindir.
4822 sayılı Kanun'la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/e maddesindeki tüketicinin, "mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi", 3 (h) bendinde tüketici işleminin "mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi" ifade edeceği, aynı yasanın ikinci maddesinde ise bu kanunun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak talep edilmiş olup, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 4/6. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/f maddesi uyarınca, bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un uygulanmasını gerektirir bir husus yoktur. Ayrıca, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir.
Bu durumda mahkemece, her ne kadar karar başlığına tüketici mahkemesi sıfatıyla yargılamanın yapıldığı yazılmamış ise de; dosya kapsamına göre tüketici mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılıp karar verildiği anlaşılmış olmakla, görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu gözetilerek davaya genel mahkeme sıfatıyla bakılması gerekirken, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy