MAHKEMESİ: İSTANBUL (KAPATILAN) 32. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/04/2013
NUMARASI: 2013/50-2013/98
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 32. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30.04.2013 tarih ve 2013/50-2013/98 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili Banka tarafından davalılardan şirketi lehine diğer davalıların kefaletiyle kullandırılan ithalat akreditifi kredisine istinaden davalı şirket tarafından fiili ithalatı gerçekleştirilen sekiz adet işlemle ilgili olarak toplam 3.576.530,93 USD için müvekkili Banka'nın kesin ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, kesin ödeme yükümlülüğü altına girilmiş olan gayri nakdi kredilerin teminatlandırılması, aksi takdirde bedellerinin depo edilmesi talebini içeren ihtarnameye karşı davalıların itirazda bulunduklarını ileri sürerek, müvekkili Banka'nın kesin olarak ödeme yükümlülüğü altına girdiği sekiz adet işlemle ilgili toplam 3.576.530,93 USD’lik akreditif bedelinin müvekkili Banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta döviz olarak depo edilmek üzere davalılardan tahsiline, söz konusu akreditif bedellerinden birinin müvekkili bankaca ödenerek nakde dönüşmesi halinde faiz ve gider vergisiyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu akreditifin vadeli olup, vadelerinin henüz gelmediğini, dolayısıyla müvekkilleri tarafından vadesi geçirilmiş yani temerrüde düşülmüş bir borcun olmadığını, ancak davacının istemi üzerine verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması için müvekkilleri tarafından alacağın tamamını karşılar nitelikte teminat mektubu sunulduğunu, bu suretle davaya konu depo talebinin fiili olarak yerine getirilmiş bulunduğunu, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/16003 Esas-2012/6881 Karar, 26/04/2012 tarihli bozma ilamına göre, davanın esasına ilişkin kararın kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına ve konusu kalmayan davanın açılmasına sebebiyet veren davalıların yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 29.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.