MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/11/2014 tarih ve 2012/611-2014/439 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin uzun yıllardır ... ve civarında taşımacılık ve servis sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin “...” ibaresini marka olarak 2008/32257 tescil numarası ile 13/08/2009 tarihinde tescil ettirdiğini, müvekkilinin bu markayı kendisine ait veya kiralamış olduğu ticari araçlarda, işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, davalı şirketin de taşımacılık sektöründe faaliyet göstermekte olup, araçlarında, broşürlerinde, reklamlarında ve internet adreslerinde müvekkilinin tescilli markası olan “...” ibaresini kullandığını, davalı şirketin “...” ibaresini ürünlerinde kullanmasının müvekkil şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu ve bu suretle de haksız rekabete yol açtığını ileri sürerek davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesine, müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı veya benzerlerinin kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak, broşür ve ürünlerin toplatılmasına, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davanın ise reddini istemiştir.
Davalı vekili; müvekkil şirketlerden ...nin ilk olarak "..." ticari ünvanıyla 1998 yılında ...'da kurulduğunu, 2002 yılında ünvan değişikliği de yaparak merkezini Antalya'ya naklettiğini, müvekkil şirketin bu ünvan altında ulusal ve uluslararası alanda turizm işletmeciliği, otelcilik, turizm acenteliği hizmeti, turistik amaçlı taşımacılık ve organizasyon gibi hizmetler verdiğini, “...” “...” ve “...” ismini ve ibarelerini logolu şekilde tescilsiz olarak ulusal ve uluslararası alanlarda kullanmakta olduğunu, ülkemizde ve yabancı ülkelerde bu şekilde tanındığını, bu sebeple davacı şirket tarafından tescil ettirilen "..." markasının hükümsüz olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, birleşen davada ise 556 sayılı KHK'nın 42 maddesine göre “...” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalı-birleşen davada davacı şirketin “...” ibaresini ilk olarak 07.08.1998 tarihinde ticaret ünvanı ile kullanmaya başladığı, 2002 tarihinde Unvan değişikliği yaparak iştigal konuları arasına turizm ve turizm taşımacılığını eklediği, davacı- birleşen davalı şirketin marka tescil tarihinin 2009 olduğu, bu nedenle davalı- birleşen davacının ticaret unvanından kaynaklanan KHK m. 8/5 belirlenmiş hakkı karşısında kısmen hükümsüzlük talep edebileceği, davacı-birleşen davada davalının, markasının hükümsüzlüğü geçmişe etkili sonuçlar doğurduğu için tecavüzün önlenmesi vs. taleplerle birlikte maddi ve manevi tazminat talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davada ise birleşen davalı adına kayıtlı "..." şekilden ibaret 2008/32257 sayılı markanın "Kara, Deniz ve Hava Taşımacılığı Hizmetleri ve Kara, Deniz ve Hava Taşımacılığının Kiralanması Hizmetleri (Tur Düzenleme, Seyahat İçin Yer Ayarlama, Kurye Hizmetleri Dahil) Araba Parkları Hizmetleri, Garaj Kiralama Hizmetleri" hizmet sınıfları açısından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı-birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy