MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/01/2015 tarih ve 2009/172-2015/29 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin % 13,5 hisseli ortağı olduğunu, davalı şirketin 01.01.2005-28.05.2009 tarihleri arasındaki dönemde şirket gelirlerinin 1.060.655,00 TL'lik kısmını eksik gösterdiğini, bu durumun yapılan vergi denetimi sırasında ortaya çıktığını, davalı şirketin şirketin zarar ettiği gerekçesiyle kâr payı dağıtmadığını, ancak yapılan denetim sonucunda şirketin kâr ettiğinin anlaşıldığını, müvekkilinin davalı şirket tarafından ödenmeyen kâr payına ilişkin olarak icra takibi yaptığını, davalı şirket tarafından yapılan itiraz neticesinde takibin durduğunu, ileri sürerek davalı tarafından Soma İcra Müdürlüğü'nün 2009/3479 esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafından kar payı dağıtılmamasına ilişkin kararlara dair süresinde dava açılmadığını, davacının iddia ettiği şekilde dağıtılması gereken bir kârın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı şirket hakkında düzenlenen vergi cezasının tek başına şirketin kârını ispatlamaya yeterli olmadığı, cezanın usulsüzlükten kaynaklandığı, davalı şirketin kâr payı dağıtmasın gerektirir koşulların bulunmadığı, diğer ortaklara da kâr payı dağıtılmadığı, şirketin zarar etmesi nedeniyle dağıtılacak kar payının da olmadığı, davacının kötü niyetinin sabit olmaması nedeniyle davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortağının kâr payı alacağına yönelik yaptığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak; limited şirketlerde karın dağıtımına ilişkin esaslar, 6762 sayılı TTK'nın 533 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 533. maddesi hükmüne göre, ortaklık sözleşmesinde aksine kural bulunmadıkça, ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri oranda, yıllık bilançoda gösterilen safi kârdan pay alırlar. Bir sermaye ortaklığı
sayılan limited ortaklıkta, çıkarılan ticari bilançoya göre saptanan kâr dağıtılabilir. Kârın dağıtılması için çıkarılması gereken ortaklık bilançosu, TTK'nın 539. maddesi hükmüne göre, ortaklar kurulunun kararı ile kesinleşir. Bu cümleden de anlaşılacağı üzere, kârın dağıtımına ortaklar kurulu karar verebilir. Mahkemece, ortaklar kurulunun yerine geçilerek, kâr dağıtımına karar verilemez. Kâr dağıtımına ilişkin kararları almak yetkisi ortaklar kuruluna ait olup, bu yetki başka bir organa devredilemeyeceği gibi ortaklar kurulu, kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe şirket ortağı dava açarak kendisine ait kârı isteyemez. Bu kural buyurucu nitelikte olduğundan, sözleşmeye aksine bir hüküm konulamaz. Somut olayda; ortaklar kurulunca kâr payı dağıtımına yönelik karar alınmadığı, davacı tarafından diğer ortaklara kâr payı ödendiği yönünde bir iddianın da ileri sürülmediği anlaşılmakta olup davanın bu sebeple reddinin gerektiği gözetildiğinde sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının, HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy