MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/03/2015 tarih ve 2013/451-2015/130 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı borçlu ... aleyhine başlattığı icra takibi nedeniyle davalı bankaya haciz müzekkeresi yazıldığı, müzekkerenin 17/06/2013 tarihinde bankaya tebliğ edildiğini, davalı bankanın doğrudan destek ödemesi tutarını dosya için haczetmeyip borçluya ödediğini, aynı zamanda borçlunun banka yedinde alacağı bulunmadığından bahisle ilgili müzekkereye olumsuz cevap verdiğini, bankanın gerekli haczi yapmaması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 4.087 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın işlemin usul ve yasaya uygun olduğunu, 3.kişi konumunda olan müvekkili bankaya gönderilen haciz ihbarnamesi doğmuş ya da doğacak alacakların haczi ibaresini içerse bile bankanın haciz ihbarnamesini tebellüğ ettiği tarihte takip borçlusunun hesabında mevcut miktarla sınırlı olarak sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, haciz yazısının tebliğ edildiği tarih itibariyle takip borçlusunun davalı banka nezdindeki hesabında sadece 3,52 TL olduğu, bu sebeple İİK m. 88 anlamında taşınırların haczi hükümlerine göre haczin tatbikinin mümkün olmadığı, takip borçlusu ile davalı arasında "müstakbel alacak" niteliğini haiz alacağın doğmasına esas herhangi bir hukuki ilişki de bulunmadığı, İİK m. 89 hükmü doğrultusunda tanzim olunan haciz ihbarnamesine takip borçlusunun banka yedinde alacağı olmadığından itiraz edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy