MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/01/2015 tarih ve 2013/155-2015/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili, fer'i müdahil ... vekili ve fer'i müdahil ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 21.433 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... şubesine yatırdığı 5.849 TL'sının bankaya el konulunce iade edilmediğini, yapılan araştırmada mevduatın paravan olarak kurulan .... hesabına aktarıldığının anlaşıldığını, havale talimatına müvekkili imzasının, güvenin kötüye kullanılması ve iradesinin sakatlanması suretiyle alındığını, bu şekilde toplanan paranın .... yönetimi tarafından ... grubuna ve hayali şirketlere usulsüz kredi verilmek suretiyle tüketildiğini ileri sürerek 5.849 TL'nin 25.11.1999 tarihinden vade sonu 30.12.1999 tarihine kadar akdi faiz, vade sonundan sonra akdi faizden az olmamak üzere avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hisse devir sözleşmesi uyarınca devir tarihinden önceye ilişkin taleplerde ...'nin sorumlu olduğunu, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacının kötüniyeti ve müterafik kusurunun bulunduğunu, serbest iradesiyle ve daha fazla faiz getirisi elde etmek için kıyı bankacılığını tercih ettiğini, iradesinin yanıltılmadığını, bankanın vekalet görevini yerine getirdiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil TMSF vekili, dava konusunda derdestlik hali ve kesin hüküm bulunduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalı Banka'ya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının serbest iradesi ile ve daha fazla faiz getirisi elde edebilmek için off shore hesabı tercih ettiğini, iradenin yanıltıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, hesap cüzdanına itiraz edilmemek suretiyle off shore mevduatının benimsendiğini, davalı bankanın ancak havale işlemini ve vekalet görevini gerçekleştirdiğini, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil ... vekili, müvekkilinin bir borç üstlenmesinin bulunmadığını, muhatabın ... olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, önce açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden kesin hüküm oluşturmadığı, zamanaşımı defii ve husumet itirazının yerinde görülmediği, .... yöneticisi ... hakkında "off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık" suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün kesinleştiği, karar gerekçesinde; ... ve ....'nin diğer bir kısım yöneticilerinin .... aracılığıyla off shore hesabı açtıran mevduat sahiplerini bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların .... bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktardıkları, ... Bankasının paravan bir şirket olarak ... tarafından yakınlarına kurdurulduğunun açıklandığı, ....'nin söz konusu yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer off shore hesabı açtıranların iradelerinin fesata uğratıldığı, bu suretle off shore hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıklarının ortaya konulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 5.849 TL'nin 25.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili, feri müdahil ... vekili ve feri müdahil ... vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararı temyiz eden feri müdahil ... vekilinin dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434'üncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir.
Bu itibarla, feri müdahil ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin ve fer'i müdahil ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin ve fer'i müdahil ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle fer'i müdahil ... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ve feri müdahil ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, fer'i müdahiller ... ve ...'den harç alınmasına yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Banka'ya iadesine, 30/112015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy