MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/11/2013 tarih ve 2011/306-2013/414 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini, davalıya ait ''...'' markasının müvekkilinin ''...'' markası ile benzer olduğu, markalar arasında karıştırma ihtimali bulunduğu, davalı markasının müvekkiline ait markaya tecavüz teşkil ettiği, müvekkilinin markayı kullanmada öncelik hakkına sahip olduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ''...'' ve ''...'' markaları arasında iltibas derecesinde benzerlik olduğu ve karıştırılabilme ihtimalinin bulunduğu, yine 'davacı markasının davaya konu davalı markasından önce tescil edilmiş bir marka olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
24.03.2005 tarih ve 188 sayılı HSYK kararı gereğince, 556 sayılı KHK’ya ilişkin davalar bakımından fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmayan ve Adli Yargı Adalet Komisyonu’nun bulunduğu merkezde yer alan asliye hukuk mahkemelerinde tek asliye hukuk mahkemesi varsa o mahkeme, iki asliye hukuk mahkemesi varsa 1 numaralı ve 2’den fazla asliye hukuk mahkemesi varsa 3 numaralı asliye hukuk mahkemesi ihtisas mahkemesi sıfatıyla görevlidir.
Bu durumda anılan HSYK kararı uyarınca ... 1 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli ve yetkili olduğu gözetilmeksizin, uyuşmazlığın esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy