MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/02/2015 tarih ve 2014/1028-2015/98 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili, fer'i müdahil ... vekili ve fer'i müdahil ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, .... çalışanlarının "off shore şeklinde kârlı bir hesap çeşitlerinin olduğu, diğer hesaplar gibi garanti altında bulunduğu" şeklindeki yönlendirmesi ile müvekkillerinin 19.11.1999 ve 17.12.1999 tarihlerinde off shore hesaba para yatırdıklarını, davalı bankaya el konulması üzerine mevduatın iade edilmediğini, banka yöneticileri hakkında verilen mahkumiyet kararlarının kesinleştiğini, taraflar arasında vedia akdinin kurulduğunu, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 19.11.1999 tarihinde yatırılan 8.000 TL mevduat alacağının vade sonu olan 27.12.1999 tarihine kadar %83 akti faiz, 17.12.1999 tarihinde yatırılan 700 TL mevduat alacağının vade sonu olan 27.12.1999 tarihine kadar %71 akti faiz vade sonundan itibaren ise 3095 sayılı kanunun 2/2. maddesi gereğince akdi faizden az olmamak üzere temerrüt faizi ile birlikte hükmen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hisse devir sözleşmesi uyarınca sorumluluğun ...'ye ait olduğunu, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, ...'nin ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğundan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, bankanın havale talimatını ve vekalet görevini yerine getirdiğini, davacının serbest iradesiyle ve daha fazla faiz getirisi elde edebilmek amacıyla kıyı bankacılığını tercih ettiğini, off shore hesap cüzdanına karşı bir itiraz ileri sürülmediğini, davacının da müterafik kusurunun bulunduğunu, müvekkilinin off shore hesaplar için herhangi bir güvence vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalı bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının serbest iradesi ile ve daha fazla faiz getirisi için off shore hesabı tercih ettiğini, iradenin yanıltıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davalı bankanın ancak havale işlemini ve vekalet görevini gerçekleştirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil ... vekili, müvekkilinin bir borç üstlenmesinin bulunmadığını, muhatabın ... olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın eyleminin "havale görünümlü mevduat toplama olarak" değerlendirildiği, .... yönetiminin ...'nin paravan olduğunu bilmesine rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacıları zarara uğrattığı, yine banka yöneticileri hakkında açılan kamu davasında bu durumun "bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık" olarak nitelendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 8.000 TL'nin 27.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2-2 maddesine göre işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili, fer'i müdahil ... vekili ve fer'i müdahil ... vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararı temyiz eden fer'i müdahil ... vekilinin dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434'üncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir.
Bu itibarla, fer'i müdahil ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin ve fer'i müdahil ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin ve fer'i müdahil ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle fer'i müdahil ... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ve feri müdahil ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, fer'i müdahiller ... ve ...'dan harç alınmasına yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Banka'ya iadesine, 30/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy