MAHKEMESİ: ..... FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/10/2014
NUMARASI: 2013/103-2014/220
Taraflar arasında görülen davada ..... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/10/2014 tarih ve 2013/103-2014/220 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait şekil marka başvurusunun davalı TPE tarafından 556 sayılı KHK'nın 7/1-a bendi uyarınca ayırt edici olmadığından bahisle reddedildiğini, itirazlarının da yine aynı gerekçeyle reddedildiğini, davaya konu şekil markasının kullanımla ayırtedicilik kazandığını ve şeklin özgün olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait başvuruya konu şeklin 556 sayılı KHK’nın 7/1-a bendinde düzenlenen mutlak red nedenleri açısından tesciline engel bir durum olmadığı ve davacı marka başvurusunun ayırt ediciliğinin bulunduğu, YİDK kararının iptal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve uyuşmazlığın 556 sayılı KHK'nın 7/1-a bendi kapsamında tartışılmış bulunmasına göre, davalı vekilin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01/12/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1- Dava, marka başvurusunun re’sen reddine ilişkin TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2- Davacı vekili, müvekilinin 2011/97439 sayılı “şekil” marka başvurusunun KHK’nın 7/1 (a) ve 5.maddeleri uyarınca reddine dair TPE YİDK kararının iptalini talep etmiştir.
3- Yerel mahkemece, bilirkişi raporuna istinaden davanın kabulüne karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Dairemiz çoğunluğunca yer mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Dairemiz çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.
4- TPE tarafından redde mesnet gösterilen 556 sayılı KHK’nın 7/1 (a) bendinde, “5.m. kapsamına girmeyen” işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği kabul edilmiştir. KHK’nın 5/1 maddesinde ise; “Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilin, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir” şeklindeki düzenleme ile hangi özellikteki tanıtıcı işaretlerin marka olabileceği gösterilmiştir. Bir işaretin marka olabilmesini sağlayacak temel ölçü ve önkoşul, işaretin somut ayırt ediciliğe sahip olmasıdır. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır. Söz gelimi, “iyi uykular” ibaresinin, yastık, yorgan veya yatak emtiası için her hangi bir ayırt ediciliğinin bulunduğu söylenemeyecektir. Ya da orijinal bir özelliği bulunmayan ve tescil edildiği malın resmini taşıyan görsel unsur (söz gelimi, yastık kutusu üzerinde o yastığın fotoğrafı) da tüketicilerce marka olarak algılanmayacaktır.
5- Somut olayda da davacı tarafın tescil ettirmek istediği şeklin, “vinç ve dozer” emtiaları için, bu araçlarda kullanılan 6 adet kompleks ürün parçasının şeklini gösteren bir resim olduğu, bu resmi gören tüketicilerin, söz konusu işareti bir ticari işletmeye ait marka olarak algılamayacakları, yani işaretin köken bildiricilik vasfından yoksun olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvuru markasının KHK’nın 7/1 (a) ve 5.maddeleri uyarınca tescil edilmesi mümkün değildir.
6- 556 sayılı Marka KHK’nın 7/1 (e) maddesi uyarınca “malın özgün doğal yapısından ortaya çıkan şeklini veya bir teknik sonucu elde etmek için zorunlu olan, kendine malın şeklini veya mala asli değerini veren şekli içeren işaretler” marka olarak tescil edilmeyecektir. Bu hükmün amacı, marka korumasının arkasına sığınarak, bir malın kendisi veya yedek parçalarının üretim tekelinin belirli kimselere verilmesinin önlenmesidir.
7- Somut olayda, marka başvurusuna konu işaretin, marka başvuru tescil kapsamında kalan dozerin dişlilerine ait 6 adet kompleks ürün parçasının değişik açılardan görünümüne ilişkin olması nedeniyle marka olarak tescili KHK’nın 7/1 (e) maddesine de aykırı olduğundan bu sebeple de tescil edilmesi mümkün değildir.
Anılan nedenlerle Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum.