MAHKEMESİ : ....... FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/07/2014
NUMARASI : 2013/263-2014/204
Taraflar arasında görülen davada ..... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/07/2014 tarih ve 2013/263-2014/204 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “ M..” ibareli 25, 28, 29, 30, 35, 39, 40, 41, 43 ve 44. sınıf ürün ve hizmetleri kapsamına alan 2006/23543, 2007/55761, 2006/40116, 2010/14134, 2010/14137, 2006/39569, 2010/14140, 2010/14139, 2010/14138, 2010/14141 sayılı tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 14/01/2011 tarihinde kötüniyetli olarak "M.. P..+ŞEKİL" ibareli, 2011/3241 no'lu, 25 ve 41. sınıf ürün ve hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, bunun üzerine müvekkilinin haksız rekabet, iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak kötüniyetli başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduğunu ancak, itirazın reddedildiğini oysa, başvurunun tescilinin müvekkilinin “M..” esas ve ayırt edici unsurlu markaları ile iltibasa sebebiyet vereceği gibi, markaların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp, itibar ve ayırt edici karakterini zedeleyeceğini ileri sürerek, TPE YİDK'in 20/09/2013 tarih, 2013-M-4396 sayılı kararının iptalini, 2011/3241 no'lu markanın tescil işlemlerinin durdurulmasını, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YDİK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Y.. Ö.. vekili, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının esas unsurunun şekil olduğunu ve markada “M..” ibaresinin ön planda tutulmadığını, müvekkilinin dava konusu markasını 16 yılı aşkın zamandır fiilen müzik piyasasında kullandığını ve bugüne kadar davacı ile aralarında bir uyuşmazlığın bulunmadığını, bunun da markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığının göstergesi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının markalarının “M..” ibareli olup, markalardaki asıl ve ayırt edici unsurlardan birinin bu ibare olduğu, anılan ibarenin somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfının bulunduğu, davalı başvurusunun ise, "M.. P...+ŞEKİL" ibaresinden oluştuğu ve markadaki asıl ve ayırt edici unsurun birinin de "M.." ibaresi olduğu, "M.. P...+ŞEKİL" ibaresinde "M.." kelimesi yanında "P...." sözcüğünün ve şeklin bulunmasının ayırt edicilikte yeterli farklılık yaratmadığı, iki işaret arasında var olan genel izleminden doğan benzerliğin etkilerini geri plâna atmaya elverişli olmadığı, başvuru kapsamında yer alan 25 ve 41. sınıf ürün ve hizmetler davacı markalarında aynen yer aldığından ürün ve hizmetlerin aynı tür olduğu, diğer taraftan anılan ürünlerin aynı tür sayılmalarının da zorunlu olduğu, ortalama düzeydeki alıcı ve yararlanıcıların bu marka ve işaretin farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı, bir kısım alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduğunu algılayabilse bile marka ve işaretin birbirleriyle idarî ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde algılamada bulunulmalarının kaçınılmaz olduğu zira, davacının “M..” ibareli seri markaları olup, davalı başvurusunun da bu seri markaların arasına sızmış bulunduğu, bu hâlin öteden beri kullanılan davacı markalarının tüketiciler nazarında tesis ettiği imajın transferi sonucunu doğuracağı, davalının kullanımın isim niteliğinde bulunduğu, markasal olmadığı, davacının 556 sayılı KHK'nın 8. maddesi hükmüne dayanarak davalı başvurusunun tesciline itiraz edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, TPE YİDK'in 2013/M-5396 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi bakımından iptaline, davalı adına tescilli 2011/3241 no'lu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı Y.. Ö.. vekili ile davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalılardan temyiz harcı ayrı ayrı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy