MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/02/2015 tarih ve 2014/31-2015/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "..." markasını 2007 yılından beri kullanıp 18.05.2011 tarihinde tescili için başvurduğunu, 2011/42126 sayı ile anılan markanın tescil edildiğini, davalının ise aynı hizmetlerde 2012/62942 sayılı "..." markasının tescilini sağladığını, markalar arasında ayniyet bulunduğunu, karıştırmaya ve yanılmaya sebebiyet vereceğini, önceye dayalı hakkın da müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin "..." ve "..." isimleri ile kendi muayenehanesini açtığını, markaları 2006 yılından beri kullandığını, bu itibarla ihdas ve istimal ettiği markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, seri marka oluşturduğunu, 17.07.2012 tarihinde de "..." domain adresini satın aldığını, "..." ve "..." kelimelerinin markasal anlamda zayıf ibarelerden olduklarını, markaların benzemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait işaretlerin iltibasa sebep olacak şekilde birbirlerine benzedikleri, "..." ibaresinin cins belirtmediği, davalının markayı daha önce kullanıp bilinirlik kazandırdığını ispat edemediği, "..." kullanımının dava konusu işaret için seri marka iddiasını doğrulamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy