MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.01.2015 tarih ve 2014/467-2015/45 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,.... (Asliye Hukuk) Mahkemesi tarafından verilen 28.11.2008 tarih 5 O 13/08 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve yargılama masraflarına dair masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl hükmün tenfizine ilişkin karar kesinleştiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, bozmaya uyularak masraf tespit kararının tenfizine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemenin davacının taleplerinden biri hakkında olumlu veya olumsuz hiçbir karar vermemiş olması halinde davalı tarafça davacının diğer taleplerinin kabulüne ilişkin olan hüküm temyiz edilirse Yargıtayca, davalının temyiz itirazının reddi halinde hükmü onamakla yetinilir. Davacının taleplerinden biri hakkında karar verilmediği hususunu bozma sebebi yapamaz. Bu halde, davacı birinci davada hakkında karar verilmeyen talebi için ikinci bir (yeni) dava açabilir. (Bkz Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, S.3122)
Somut olayda, davacı tarafça yabancı mahkemenin asıl kararı ile birlikte masraf tespit kararının da tenfizi talep edilmiş, mahkemece dava kabul edilmekle birlikte yalnızca asıl kararın tenfizine dair hüküm kurulmuştur. Davacı vekilinin talebi üzerine tavzih kararı verilerek kararın arkasına masraf kararının da tenfizine dair şerh düşülmüştür. Asıl karar ve tavzih kararını davalı vekili temyiz etmiş, Dairemizce, asıl karar onanmış, tavzih kararı ise
tavzihle davalıya yüklenen borcun genişletilemeyeceği gibi tavzih usulüne de uyulmadığı gerekçesiyle davalı yararına bozulmuştur. Bu durumda, mahkemece bozma öncesi hakkında hüküm kurulmayan masraf tespit kararı hakkında bozma sonrası tenfiz hükmü kurması yerinde görülmediğinden kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy