MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/12/2014 tarih ve 2013/53-2014/534 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankaya ibraz ettiği çeklerin karşılıksız çıktığını, ....İcra Müdürlüğünün 2008/1220 Esas sayılı dosyasından çeklerin ait olduğu dava dışı ... hakkında icra takibi başlatıldığını, karşılıksız çek keşide etmek suçundan dolayı ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/757 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu ...'nın ceza aldığını, ancak bir süre sonra vermiş olduğu dilekçe ile kaybettiği kimlik üzerinden kurulmuş olan paravan şirketlerce kendi vekalet ve imzası olmadan bir takım işler yapıldığını, kimlik üzerinden borçlandırıldığını bildirerek yargılamanın iadesini talep ettiğini, yapılan yargılama sonucu çeklerdeki imzaların ...'ya ait çıkmadığını, bu sebeple beraat ettiğini, bu kararın 04.09.2012 tarihinde kesinleştiğini, böylece banka kayıtlarındaki imzalarında ...'ya ait olmadığının ortaya çıktığını, olayın akışından da anlaşılacağı üzere banka şubesinin elinde başkasına ait kimliği bulunduran hayali kişiye çek defteri verdiğini ve kişinin verilen bu çekleri kullanmak suretiyle müvekkilinden mal satın aldığını, bir bankanın çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti vs. konularda gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise 3167 sayılı Kanun'un 1/2 ve TTK'nın 20/2.maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle 1. derecede daha ağır bir biçimde kusurlu olduğunun ve davranışlarının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulünün icap ettiğini iddia ederek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 34.400,00 TL nin bankaya ibraz tarihi olan 31.01.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin belirtilen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının ticari ilişki içerisine girdiği kişileri ve bu kişilerin ekonomik durumlarını araştırmak ve sonucuna göre hareket etmek dolayısıyla da çeki alırken kendisinden beklenen özeni göstermek zorunda olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çek hesabı açarken yeterli araştırmayı yapmaması, tacir olan davacı hamilinde çekleri keşide edenin yetkili olup olmadığı, böyle bir kişinin bulunup bulunmadığını araştırmaması nedenleriyle kusurlu oldukları, bilirkişi tarafından takdir edilen davalı bankanın %60, davacı şirketin ise %40 oranında kusurlu bulunduğuna ilişkin oranın oluşa uygun düştüğü kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy