MAHKEMESİ: ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ: 08/01/2015
NUMARASI: 2014/242-2015/4
Taraflar arasında görülen davada .....Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/01/2015 tarih ve 2014/242-2015/4 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin İpsala ilçesinde bulunan Türkiye Halk Bankası A.Ş.'nin müşterisi olduğunu, 2008 yılı ile 2012 yılları arasında davalı banka ile kredi ilişkisi olduğunu, kredi borcunu taksitler halinde ödeyerek kapattığını, ayrıca davalı bankada mevduat hesabının da bulunduğunu, ancak bu dönemde bankadaki bütün parasının da çekildiğini anladığını, müvekkilinin bu paranın akıbetinin ne olduğunu sorduğunda kredi ödmeleri için ve nakit öüçekimler yoluyla hesaptaki paranın kullanıldığının ifade edildiğini, bankadan dekont fotokopilerini aldığında yapılan işlemlere ait makbuzların altındaki imza ve el yazılarının müvekkile ait olmadığını tespit ettiklerini, bir şekilde davalı banka şubesi personeli tarafından müvekkil adına sahte imzalarla işlemler yapılarak müvekkile ait paraların kullanıldığını, imza incelemesi ile bu durumun ortaya çıkacağını ileri sürerek fazlaya müvekkilinin imzasının taklit edilmek suretiyle adına yapılmış olan bankacılık işlemlerinin tespti ile müvekkili adına çekilmiş olan paraların fazlasını talep ve tahsil hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin davayı ileride ıslah etmeleri halinde ıslah edecekleri değer üzerinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile taraflarına ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının hangi dekontlardaki imzaların kendisine ait olmadığını bilmesi veya hesap özetinden hangi tutarları kendisinin çekmediğini tespit edebilmesi gerektiğini, bu durumda kısmi dav açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu hesaba ilişkin hesap hareketlerine ilişkin döküm ve çekilen paralara ilişkin tüm dekontların fotokopisinin davalı banka tarafından davacıya verildiği, davacının banka hesabından çekilen paraların hangi miktarının kendisi tarafından hangisinin bilgisi dışında çekildiğini bilmekte yada en azından bilebilecek ve tespit edebilecek durumda olduğu, bu durumda talep konusu alacağın davacı taraf açısından belirli olduğunun kabulü gerektiği, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacağı, işbu davada da davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka hesabında yapılan usulsüz işlemlerin tespiti ile zararının tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davacının zararını tespit edebilecek durumda olduğu, zararını somutlaştırması gerektiği, kısmi dava açamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; tüketici sıfatıyla bankanın müşterisi konumunda bulunan davacı ile davalı banka arasındaki bankacılık işlemlerinden kaynaklı uyuşmazlıkların 6502 sayılı TKHK yürürlüğe girdikten sonra işbu Kanunun 3/k-l ve 73. maddesine göre Tüketici Mahkemesinin görev alanına dahil olduğu, dava tarihi olan 02.10.2014 itibariyle de görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün görev yönünden resen BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.