MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/04/2016 tarih ve 2015/1170-2016/492 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... ile ... Restaurant Ltd. Şti.’nin ortaklarından olduğunu, davalı ortak ...'nın şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili kılınmasına karar verdiklerini, davalının şirketi yönettiğini, davalının kötü niyetli olarak şirket kayıtlarında değişiklik yaparak satış rakamlarını kayıt dışı tuttuğunu ve şirketin bilançosundaki kârını düşük gösterdiğini, kayıt dışı elde edilen kârı kendi hesabına geçirdiğini, davalının bu fiili nedeniyle müvekkilinin ve diğer ortaklarının zarar gördüğünü, nakit yapılan satışların ciroda yer almadığını, davalının müvekkilinden ve diğer ortaklardan elde ettiği kâr paylarını kullanarak menkul ve gayrimenkul yatırımlar yaptığını, davalının şirket yöneticisi olarak şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek tespit edilecek zararın müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şirket ortaklığına kabulüne ilişkin para miktarı için açılan davanın devam ettiğini, bu kararın iptal edilmesi halinde davacının taraf ehliyetinin bulunmayacağını, davacının iddialarının tamamının gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; yönetim kurulu üyeleri aleyhine doğrudan uğradıkları zararlar nedeniyle ortakların ve alacaklıların dava açma hakkı bulunduğu, ancak zararın doğrudan ortak üzerinde doğması gerektiği, davacının iddiasında yer alan defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulmamış olması, şirketin gelirlerinin defterlere kayıt edilmemiş olması durumlarında, öncelikle zarar gören şirket ortağı değil, doğrudan şirket olduğu, bu halde davacının dolayısıyla zarar gören sıfatı bulunmakla doğrudan zarar gören sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.