MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.06.2016 tarih ve 2009/746-2016/603 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada, davalı ile müvekkili arasında 06.03.2000 tarihli Acentelik Sözleşmesi yapıldığını, ancak davalı ... şirketinin tek taraflı ve sebepsiz olarak sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek, 30.000.00 TL manevi, ....000.00 TL prim komisyon alacağı, ....000.00 TL işlerin tamamlanmaması nedeniyle uğranılan zarar, ....000,00 TL portföy tazminatı olmak üzere toplam 60.000.00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; daha sonra ıslah dilekçesi ile, portföy tazminatı dışındaki alacak taleplerini saklı tutarak atiye bıraktıklarını, portföy tazminatı alacaklarının 163.541,27 TL olarak ıslah ettiklerini belirtmiş; birleşen davada, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı şekilde sözleşmenin feshedildiğini, davacı tarafından haksız yere icra takibi başlatıldığını savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, asıl davada portföy tazminatı talep şartlarının mevcut olmadığını, cevap dilekçesinde de belirtildiği gibi fesih sebebinin davacı acentenin ihlallerinin olduğunu, davacı tarafından verilen tüm beyanların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiş; birleşen davada, acentenin sözleşmeden kaynaklanan borç ve taahhütlerine aykırı işlem ve eylemleri nedeniyle Acentelik Sözleşmesi’nin müvekkil tarafından haklı sebeple feshedildiğini, müvekkil şirkete iletmediği prim tutarı nedeniyle müvekkil şirkete borcunun bulunduğunu, yapılan ihtarlara rağmen davalı tarafın müvekkil şirkete olan borcunu ödemediğini ileri sürerek itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; asıl davada feshin acente kusuruna dayalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, haksız fesih nedeniyle davacı acentenin "Portföy Tazminatı" talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesiyle acentenin bakiye borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 486.662,70 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haksız feshedilmesinden doğan portföy tazminatı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesi’nin prim tahsili ve ...’a ödenmesine ilişkin 5.8. maddesi ile acentenin, bir hafta boyunca tahsil ettiği primlerin, komisyon ve kendi tanzim ettiği poliçe, tecitname, zeyilnamelerle ilgili vergileri düştükten sonra kalan kısmını, en geç ertesi haftanın son gününün bitimine kadar her bir poliçe belirtilerek ...’a intikal ettireceği; sözleşmenin sona ermesinin düzenlendiği 11.... maddesinde acentenin sözleşme hükümlerine uymaması halinde ...’ın herhangi bir bildirim yapmaksızın sözleşmeyi derhal feshedebileceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda somut olayda davacı acentenin uhdesinde tuttuğu prim miktarı gözetildiğinde, acentenin üzerine düşen edimi gereği gibi ifa etmediği, bu durumun sözleşmeye aykırılık niteliği taşıdığı sabit olduğundan, mahkemece davalı ... şirketi’nin acentelik sözleşmesini haklı olarak feshettiği ve bu nedenle davacının portföy tazminatı talep edemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
...- Birleşen davada, davacının 806.843,77 TL alacaklı olduğu, yargılama sırasında 75.181,07 TL’nin banka havalesi yoluyla, 245.000,00 TL’nin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla tahsil edildiği, davacının bakiye 486,662,70 TL alacağının kaldığı sabittir. Mahkemece birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurularak, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir. Oysa, davalı tarafından yargılama sırasında yapılan ödemeler yönünden davanın konusuz kaldığı, davalının davanın açıldığı tarih itibariyle dava değeri kadar borçlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca tarafların tacir sıfatları ve aralarındaki ilişkinin niteliği gözetilerek hükmedilen alacağa avans faizi uygulanması gerekirken; yasal faize hükmedilmiş olması da doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davalı-birleşen davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile asıl davaya ilişkin kararın yararına BOZULMASINA, (...) asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile birleşen davaya ilişkin kararın yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, ....04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.