MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/06/2016 tarih ve 2014/508-2016/545 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankanın... Sanayi Şubesinde hesabı bulunduğunu, hesabından 08.11.2013 tarihinde izni ve onayı olmaksızın T. İş Bankası A....nin ... isimli müşterisine ait hesaba internet bankacılığı üzerinden havale yapıldığını, ... Cumhuriyet Savcılığının 2013/111007 soruşturma numarası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, bankaların basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğunu ve müşterilerinin zarar görmemesi için tüm önlemleri alması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin taleplerimiz saklı kalmak kaydıyla yukarıda arz edilen nedenlerle; 31.800.00 TL'lik maddi zararın 08.11.2013 tarihinden başlayacak reeskont avans faizi ile birlikte davalı bankadan tazminine, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı müşterinin internet bankacılığında kullanmış olduğu bilgisayarı zararlı programlardan koruyamaması ve cep telefonuna indirilen zararlı yazılımdaki virüs aracılığı ile cep şifrenin 3. kişilerce ele geçirilmesine sebep olduğunu, müvekkili bankanın internet bankacılığı hizmetinin uluslararası alanda kabul edilen güvenlik standartlarında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; internet bankacılığı yoluyla davacının hesabından 3. kişi hesabına bilgisi dışında havale işlemi yapıldığı, davacının zararının ödenmesi talebinin banka tarafından reddedildiği, İş Bankasındaki hesaba havale edilen paranın akibetinin ne olduğu bilinememekte ise de konu hesaptan herhangi bir tutarın iade yapılmamış olduğu, davalı bankanın olayda tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 31.800,00 TL'nin 08/11/2013 tarihinden itibaren reaskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.629,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18/04/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan işlem yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Mahkemece dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucunda alınan raporda, zarara yol açan eylemlerin bizzat davacının saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, davacının kişisel bilgilerinin ise davalı bankanın sisteminden ele geçirilmiş olmasının mümkün bulunmadığı açıklanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu da açıktır. Nitekim dosya kapsamı uyarınca, davacıya ait hesapta esasen oğlu ...'nin vekil sıfatıyla işlemler yapmakta olduğu, telefonuna gönderilen virüs içeren mesaja bağlı olarak davacının kişisel bilgilerinin, bu arada internet bankacılığı işlemlerinde kullandığı şifre ve parola ile yine internet işlemlerinde kullandığı telefona ait her türlü bilginin de üçüncü kişi veya kişilerce ele geçirildiği, zarar doğuran işlemin bu bilgiler kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde ve buna bağlı olarak ortaya çıkan zararlı sonuçta kusurlu olduğunun kabulü gerektiği ortadadır. Davacının kişisel bilgilerinin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar ve telefon güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini zorunlu kılmamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy