MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 6.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/03/2016 tarih ve 2015/182-2016/283 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı/karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 09.08.2004 tarihli Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesi’nin, davalı acentenin sözleşmedeki yükümlülük ve taahhütlerine aykırı işlem ve eylemleri ile tahsil ettiği primleri yatırmaması nedeniyle 19.03.2010 tarihinde feshedildiğini, davalıya gönderilen ihtarname ile 05.05.2010 tarihi itibariyle vadesi gelmiş 14.921,81 TL borcunun bulunduğu ödenmemesi halinde sözleşmenin başlangıcında kendisine ait taşınmaz üzerinde müvekkili lehine tesis edilen teminat ipoteğinin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinin yapılacağının ihtar edildiğini ancak davalı tarafça anılan borcun ödenmediği gibi hakkında başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının vaki itirazının iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini savunmuştur.
Davalı vekili, müvekkilinin başka bir sigorta şirketinin acenteliğini de alması nedeniyle acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, davacının bu tutumunun hakkaniyete aykırı olup müvekkili aleyhine, kendi lehine haksız rekabet oluşturduğunu, fesih sırasında yasada ve sözleşmede öngörülen üç aylık süreye uyulmadığını, takip konusu alacağın hangi poliçelerden kaynaklandığının belirtilmediğini savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında ise müvekkilinin davacı tarafa borcunun bulunmadığını, aksine müvekkiline portföy tazminatının ödenmemesi, fesih sonrası iptal edilen poliçelerden dolayı iade primlerinin müvekkilinin hesabına yansıtılmaması, kasko poliçelerinden dolayı sözleşmede kararlaştırılan oranın altında komisyonun ödenmesi ve feshe ilişkin noter masrafının müvekkilinin hesabına borç olarak yazılması nedeniyle müvekkilinin davacı şirketten alacaklı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL alacağın davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, dava konusu acentelik sözleşmesinin feshi ve itirazın iptali davası sonrası müvekkilinin davalıdan 2.893,43 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığını ileri sürerek, 2.893.43 TL alacağın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
... 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 19/08/2011 tarih ve 2011/1052-1360 esas-karar sayılı dosyası ile davacı ...Ş. vekili tarafından davalı ... aleyhine acentelik sözleşmesinden dolayı 2.893,43 TL borcunun daha muaccel hale geldiğini, bu borcun taraflar arasında yapılan sözleşme yapma ve prim tahsiline yetkili acentelik sözleşmesinden kaynaklandığını, 2.893,43 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş olup dosyaların tarafları, konusu ve sebepleri yönünden fiili ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle birleştirme kararı verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; her iki tarafı bağlayıcı nitelikteki sözleşme hükümlerine (özellikle sözleşmedeki delil sözleşmesi niteliğindeki hükümlere) göre davalının alacak-borç hesabının yapılması yöntemiyle (sadece davacının defterleri değil kendi ticari kayıtları üzerinde de inceleme yapılması, poliçe bazlı inceleme yapılması vs.) ilgili iddiasının değerlendirilmesi için (mali müşavir bilirkişinin davalı iddiasındaki hususları karşılayacak ve hüküm kurmaya elverişli olmayan raporu nedeniyle) teknik bilirkişilerden oluşan kuruldan rapor alınması yönünde ara kararı kurulmuş ancak davalının delil avansını, verilen kesin süreye rağmen yatırmaması nedeniyle dosyadaki mevcut delillere göre asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine, birleşen dosyadaki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı/ karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı/karşı davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı/karşı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 953,58 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.