MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/06/2016 tarih ve 2015/386-2016/388 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 28.04.2005 vadeli, 14.000 TL bedelli senetten dolayı davalının müvekkiline borçlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan takibin kesinleştiğini, işlemsiz kalan icra dosyasının yenilendiğini, davalının şikayeti üzerine İcra Hukuk Mahkemesince zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verildiğini ileri sürerek 14.000 TL'nin 28.04.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, senedin yazılı delil niteliğini kaybettiğini, davacının temel ilişkiye dayanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı lehine düzenlenmiş 28.04.2005 tediye tarihli bononun bulunduğu, davacı tarafından davalı aleyhine işbu bono sebebiyle Sincan 1. İcra Müdürlüğünün 2005/3275 E. Sayılı dosyası üzerinden takip yapıldığı, dosyada işlem yapılmaması nedeniyle mahkemece icra takibinin geri bırakıldığı, davacının 2014 yılındaki yenileme dilekçesine istinaden dosyanın yenilendiği, davalının, süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin davanın açıldığı tarihte dolmuş olduğu gerekçesiyle zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı tarafından düzenlenen 14.000 TL bedelli bono hakkında başlatılan icra takibinde İİK'nın 33/a maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle takibin geri bırakılmasına karar verilmesinden sonra temel ilişkiye dayalı alacak davasıdır. Mahkemece, bononun vadesi ile dava tarihi arasında 10 yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 154/2. (818 sayılı BK. 133/2.) maddesinde alacaklının, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibinde bulunması ya da iflas masasına başvurması halinde zamanaşımının kesileceği düzenlenmiştir. Somut olayda davacı, 28.04.2005 vadeli 14.000 TL bedelli bono için 10.05.2005 tarihinde icra takibi başlatmış, icra hukuk mahkemesince icranın geri bırakılmasına karar verilmesinden sonra 08.05.2015 tarihinde iş bu temel ilişkiye dayalı alacak davasını açmıştır. 10.05.2005 tarihinde başlatılan icra takibi ile 6098 sayılı TBK'nın 154/2 (818 sayılı BK'nın 133/2.) maddesi uyarınca zamanaşımı kesilerek takip tarihi itibariyle yeniden işlemeye başladığından 08.05.2015 tarihinde temel ilişkiye dayalı açılan alacak davasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Bu durumda mahkemece işin esasına girilip ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy