MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/05/2016 tarih ve 2014/358-2016/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış ....ibareli markalarının bulunduğunu, davalı şirketin 2012/17547 sayılı .... ibareli marka başvurusuna müvekkilinin yaptığı itirazın TPE Markalar Dairesi Başkanlığınca kabul edildiğini, ancak davalı şirketin yaptığı itiraz üzerine YİDK tarafından bir kısım mal ve hizmetler yönünden başvuru işlemlerinin devamına karar verildiğini, davalı başvurusuna konu işaretin esas unsurunun .... ibaresinden oluştuğunu, tescil halinde işaretlerin karıştırılacağını, tüketici tarafından işletmeler arasında bağlantı kurulacağını, davalı şirketin müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, müvekkilinin itibarının zedeleneceğini ileri sürerek TPE YİDK'nin 2014-M-8633 sayılı kararının iptalini, davalı şirket adına başvurusu yapılan 2012/17547 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkilince de işaretlerin benzer görülüp başvuruda bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarıldığını, başvuru işlemlerinin devamına karar verilen mal ve hizmetlerin ise itiraza mesnet markaların kapsamında yer almadığını, bu nedenle iltibas tehlikesinin bulunmadığını, başvurunun devamına karar verilen mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nin 8/4. maddesindeki şartların gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacının uzun süre sessiz kalmakla hak kaybına uğradığını, davanın iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığını, markaların parçalara ayrılarak incelenemeyeceğini, müvekkilinin başvurusuna konu "DURU2GM" ibareli marka ile davacı markalarının benzemediğini, iltibas tehlikesinin doğmayacağını, tarafların farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini, işaretlerin farklı malları kapsadığını, müvekkil markasının kullanımla ayırt edicilik kazandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre, davalının .... ibareli markası ile davacının .... ibareli markaları arasında 07, 09, 11, 35. sınıf bir kısım mal ve hizmetler yönünden biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, bunun sonucunda tüketicinin davacıya ait markadan anılan mal ve hizmet sınıfı yönünden yararlanmak
isterken davalının markasından yararlanmak şeklinde bir yanılgıya düşebileceği, bu açıdan 556 sayılı KHK'nin 8/1-b bendi anlamında belirtilen sınıflarda yer alan mal ve hizmetler yönünden iltibasın oluştuğu, iltibas oluşturmayan diğer kısım yönünden ise davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiği, tanınmışlık iddiası açısından ise benimsenen bilirkişi raporunda "556 sayılı KHK'nin 8/4. maddesinde aranan koşulların gerçekleşmediği" şeklindeki görüşe aynen iştirak edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 51,70 TL harcın temyiz eden davalı TPE ve davalı DURUG2M Gıda Dağıtım Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'ye iadesine, 07/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.