MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/06/2016 tarih ve 2016/88 Esas sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi karşı taraf/davacı (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Haksız fiile dayalı açılan alacak davasında davacı ... ve .... A.Ş. vekilince; davalıların usulsüz işlemlerle müvekkili kurumu zarara uğrattıklarını ileri sürerek derdest davada ihtiyati haciz talebinde bulunmuş, mahkemece talebin kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz edenler/davalılar vekilleri ayrı ayrı; sonuçlanan ceza davasının neticesi esas alınarak ihtiyati haczin kaldırılmasını savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; itiraz eden ... hakkında ceza davasında beraat kararı verildiğinden itirazının kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına; ... hakkında mahkumiyet kararı verildiğinden itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, karşı taraf/davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı (alacaklı) vekili tarafından açılan alacak davasında ihtiyati haciz talep edilmiş, mahkemece talebin kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalılar (borçlular) vekilince ihtiyati haciz kararına itiraz edilmesi üzerine mahkemece 16.06.2016 tarihli celsede ara karar ile ihtiyati haczin ... yönünden kaldırılmasına, ...'ın itirazının reddine karar verilmiş ise de, ayrı bir gerekçeli karar yazılmamıştır.
İİK'nın 258/3 madde ve fıkrasında ihtiyati haciz talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir. Ancak temyiz edilen bir kararın temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilip, süresi içerisinde temyiz edilmiş olması ve ayrıca, gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, esasen Yargıtay denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. 1982 Anayasası'nın 141. maddesine göre de, tüm mahkeme kararları gerekçeli olmak zorunda olduğundan ve temyiz edilen ara karar anılan hususları içermediğinden temyiz denetimi mümkün olamamaktadır. Bu durumda, mahkemece, 6100 sayılı HMK'da belirtilen yasal düzenlemeye uygun olarak gerekçeli karar yazılması gerekirken, anılan hususun göz önünde bulundurulmaması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın resen BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy