MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../03/2016 tarih ve 2015/148-2016/272 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların ortak murisi ...nin ölümü ile murise ait kasadan bir miktar para ve borçlusunun davalı ... alacaklısının muris ...olan 30.000,00 TL miktarlı bir bono çıktığını, bu bonoya istinaden davalı-borçlu ...'nin tüm kardeşlere 7.500'er TL pay vereceğini kabul ve taahhüt ettiğini ancak davalının bu parayı müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin bonoyu icraya koydurmak istemesi üzerine bonoda tediye tarihi bulunmadığından müvekkilinin murisin ölüm tarihini yazarak bononun tediye tarihini doldurduğunu ve icra takibi başlattığını, davalının haksız ve mesnetsiz bir şekilde bu durumu koz olarak kullandığını ve evrakta sahtecilik suçlaması ile şikayette bulunduğunu ileri sürerek 7.500,00 TL'nin murisin ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, eski hale iade talebinde bulunmuş, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının elindeki bono ve tanık beyanı ile davasını ispat ettiği ve davalının dava konusu 7.500 TL'yi ödediğine dair ispata yeterli delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tarafların ortak murisi ile davalı arasında düzenlenen bonoya istinaden davacının kendi payına tekabül eden 7.500 TL'nin tahsili talebine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesine göre tereke iştirak halinde mirasçılara geçer ve tek mülkiyet söz konusudur. Bir başka söyleyişle, mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. İştirak halinde mülkiyetin bu özelliği nedeniyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. 4721 sayılı Yasa'nın 701/.... maddesi çerçevesinde bu mülkiyet ortaklığa ait olduğundan, mal üzerinde ortakların belli bir payı yoktur ve bu nedenle mirasçıların tümünün birlikte hareket etmesi gerektiğinden söz edilmelidir. Medeni Kanun'un 640. maddesi uyarınca terekenin tümüne ait davaların bütün mirasçılar tarafından açılması gerekir. Bu durumda davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy