MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.07.2016 tarih ve 2014/162-2016/338 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya ait büfenin herhangi bir nedenle kapanması durumunda satış bedelinin yarısının müvekkiline iadesi şartıyla 6.000.00 TL bedel karşılığında satın alındığını, büfenin bulunduğu bölgede faaliyet gösteren dava dışı ... Su Ürünleri Kooperatifi’nce açılan men’i müdahale davası neticesinde 25.12.2006 tarihinde kapatıldığını ileri sürerek 3.000.00 TL alacağın 25.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında 2002 yılının Nisan ayında yapılan anlaşma ile müvekkiline ait imar mevzuatına göre kullanma ruhsatı olmayan büfenin içindeki mal ve eşyalarla birlikte 7.000.00 TL bedel karşılığı davacı tarafa satışının ve satış bedelinin davacı tarafın emekli ikramiyesinden tahsilinin kararlaştırıldığını, davacı tarafça müvekkiline 02.05.2002 keşide tarihli 3.000.00 TL ve 4.000.00 TL bedelli iki adet senedin verildiğini, sözleşmelerde büfenin herhangi bir sebeple kapatılması durumunda satış bedelinin yarısının davacıya iade edileceğine dair bir hükmün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında büfe alma satımına ilişkin 02/05/2002 ve 28/06/2002 tarihlerinde 2 adet sözleşme yapıldığı, yapılan bu sözleşme nedeniyle davacının davalıdan 2.367,17 TL alacağının olduğunun davacı beyanları, tanık ifadeleri, bilirkişi raporu, icra dosyasına yapılan ödemelere ilişkin belgeler ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, dava kısmen reddedildiği halde kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de anılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün vekalet ücretine ilişkin bu bölümünün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümüne "Reddedilen kısım yönünden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 632,83 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesi'' hükmünün eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 10/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.