MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/02/2016 tarih ve 2014/653-2016/146 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.04.2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 01/03/1977 yılında profesyonel yönetici olarak çalışmaya başladığını, sözleşmesinin müteaadit defalar yenilendiğini, son sözleşme 01/01/2002 tarihinde imzalanan 5 yıllık bir sözleşme olup 31/12/2006 tarihinde sona erme hükmünü içermesine rağmen davalı şirket tarafından müvekkiline gönderilen 15/05/2006 tarihli ihbarname ile haksız feshedildiğini, ihbarnamede İş Kanunu'nun 25/2-e bendine dayanılmasına rağmen müvekkilinin davalı ile hiçbir hukuki ve cezai ihtilafı olmadığını, aksine müvekkilinin çalışmalarından dolayı sürekli ödüllendirildiğini, hizmet akdinin feshinin haksız olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00 TL kıdem tazminatı, 500,00 TL ihbar tazminatı, 500,00 TL fazla çalışma ücreti, 500,00 TL izin ücreti, 500,00 TL başarı primi (MICP), 500,00 TL teşvik primi (PIP), 500,00 TL hibe ödülü, 500,00 TL hisse senedi alacağı, 500,00 TL tatil harcamaları olmak üzere toplam 4.500,00 TL’nin tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile 51.727 TL kıdem tazminatı, 338.292,96 TL ihbar tazminatı, 248.343,75 TL izin alacağı, 269.100,00 TL tatil harcamaları, 345.600,00 TL hisse senedi alacağı toplamı 1.253.063,71 TL’nin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığını, bağımsız denetim kuruluşu aracılığıyla denetim yaptırıldığını, 05.10.2005 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davacı ve diğer yönetim kurulu üyelerinin azline karar verilip yeni yönetim kurulu seçildiğini, eski yönetim kurulu üyeleri hakkında ceza ve hukuk davaları açılması yönünde karar alındığını, davacı üst düzey yönetici olduğu için kıdem, fazla mesai, ihbar vs. talep edemeyeceği gibi başarı primi, hibe ödülü, hisse senedi alacağı adı altında müvekkil şirketten tahsil edemediği bir alacağı da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında hizmet sözleşmesi bulunduğu, bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, dosya içerisindeki ticaret sicil gazetesi örneklerinden davacının şirket genel kurulunca yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, davacının davalı şirkette profesyonel yönetici ve yönetim kurulu üyesi olarak çalışmış olması, 4857 sayılı İş Kanunun hükümleri ile sözleşmenin yürürlükte bulunduğu ve feshinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan TTK hükümleri ile Yargıtay içtihatları gereğince davacı ile davalı arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğu, davacı hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanmak suçundan açılan kamu davasında verilen beraat kararı kesinleştiğinden davalının sözleşmeyi süresinden önce feshinin haksız olduğu, davacıya davalı şirkette görev yaptığı süre içerisinde başarı teşvik planı kapsamında hisse senedi ödülü verileceğinin öngörüldüğü, bu nedenle davacının hisse senedi ödülü olarak 149.215,00 TL, başarı teşvik primi olarak 154.700,00 TL talep edebileceği, kıdem, ihbar, sigorta, izin, seyahat ve otomobil kiralama alacağı isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 303.915,00 TL alacağın 1.500 TL'nin dava tarihinden, 302.415 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.