Taraflar arasında görülen davada verilen 12/11/2015 tarih ve 2015/13-2015/207 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin turizm sektöründe çalıştığını, müvekkili adına tescilli 2001/26585 numaralı umaralı ibareli markaların olduğunu, davalının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının ibareli markalarının bulunduğunu, davalı markalarında ibaresinin kullanıldığını, davalı markalarında bulunan diğer kelimelerin farklılık getirmediğini, davacıya ait bir otel olarak anlaşıldığını, davalı markalarının otel hizmetlerini kapsadığını, iltibas oluşturduğunu ileri sürerek davalı tarafın 2009/56139 ve 2009/56140 nolu markalarının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının markaların tescil aşamasında hiçbir itirazda bulunmadığını, markalar arasında iltibas bulunmadığını, ifadesinin İngilizce karşılığının yarımada olduğunu, müvekkilinin otelinin yarım ada olan bölgesinde hizmet verdiğini, beş yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiğini, davacının hiçbir otelcilik ve konaklama hizmeti vermediğini, tur hizmetleri ve aracılık hizmetleri verdiğini, müvekkilinin markayı tescilden önce otel hizmetleri vermeye başladığından beri bu isimle kullandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ” ibaresini 2002 yılından itibaren geçici konaklama hizmetleri için aralıksız kullanmaya devam ettiği, ibareyi başka ibarelerle birlikte kullandığından dava tarihine kadar geçen on üç yıllık süre nedeniyle sessiz kalmayla hak düşümünün olduğunu, “ ibaresinin yarımada anlamında olduğu, otelin bulunduğu yerin yarımada oluşu nedeniyle hizmetin verildiği yeri belirtme anlamında jenerik olduğu, bu tür ayırt ediciliği zayıf ibarelerin 556 sayılı KHK'nin 7-1- C maddeleri gereğince ilave eklerle kullanımının serbest olduğu, davalının başka ilave ekler de kullandığı, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy