MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/11/2015 tarih ve 2014/267-2015/454 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin KPSS kurs ve kitapları sektöründe tanınan saygın bir isim olduğunu, 2010 yılında davalının ...'da kurduğu KPSS ve Hakimlik Dershanelerine katkıda bulunmak maksadıyla isminin tabelada işletme adı olarak kullanılmasına izin verdiğini ve bu dershanede 2010-2012 yılları arasında sigortalı olarak da çalıştığını, müvekkilinin “Ümit Kaymak” ibaresini marka olarak tescil ettirmek isterken davalının “ÜKA-Ümit Kaymak Akademi” ibaresini kendi adına marka olarak tescil ettirdiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin davalı adına yapılan tescilden habersiz olduğunu ve davalının marka tescilinin 556 sayılı KHK'nın 8/3 ve 8/5 hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının müvekkili tarafından yapılan marka başvurusundan haberdar olduğunu, müvekkili tarafından markaya ayırtedicilik kazandırıldığını, davacının markanın kullanımına sessiz kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu markada “Ümit Kaymak” ibaresinin davacının adı ve soyadı olduğu, ad ve soyadın birlikte kullanılması ile bu ibarenin somutlaştığı ve belli bir kişi ile özdeş hale geldiği, davacı Ümit Kaymak'ın isminin marka olarak kullanıldığı sektörde faaliyet gösteren dersler, seminerler veren, yayınları olan bir kişi olduğu, bu ibarenin davacı ile ilişkilendirileceği hususunun açık olduğu, davacının ...'da kurulan dershanede kendi adının kullanılmasına rıza göstermesinin markasal bir kullanıma izin verildiği anlamını taşımayacağı, davacının göstermiş olduğu rızanın ...'da kurulan dershaneye münhasır olup tüm Türkiye genelinde bir rıza olarak yorumlanamayacağı, 556 sayılı KHK'nın 8/5 ve 42. maddeleri gereğince davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, ayrıca kötüniyetli marka başvurusunun varlığına dair yeterli delil olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve yasal koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine ayrıca kararın ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.