MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/12/2015 tarih ve 2014/210-2015/971 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirket ortağı iken 18/03/2013 tarihinde yapılan sözleşme ile hisselerini devrettiğini, bu sözleşmenin 1/c maddesi uyarınca davalı şirketin hisse devri karşılığı müvekkiline diğer taahhütleri yanında belirtilen taşınmazdaki 2 numaralı bağımsız bölümde yer alan daireyi tam ve bitmiş olarak vermeyi kabul ve taahhüt ettiğini, dairenin rayiç değerinin 160.000,00 TL olduğunu, davalı şirketin bu sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmediği gibi daireyi 3. bir kişiye sattığını ileri sürerek 160.000,00 TL'nin 18/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının şirkete olan borçlarını ödemesi halinde devir işlemlerinin yapılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 4.000 adet hissesini şirket ortağı olmayan ...'e 18/03/2013 tarihli noterce onaylanan hisse devir sözleşmesi ile devrettiği, devrin şirket karar ve pay defterlerine işlendiği, ticaret siciline bildirildiği, taraflar arasında bu son hisse devrinin karşılığını belirleyen 18/03/2013 tarihli adi yazılı "tutanak" düzenlendiği, bu tutanağı imzalayan ...'ın düzenleme tarihi itibarıyla şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili olduğu, bu sözleşme ile davalı şirketin, dava dışı ...'e yaptığı pay devri karşılığını, kendisine ait taşınmazı devretmek suretiyle, davacıya ödemeyi taahhüt ettiği, bu taahhüdün Türk Borçlar Kanunu'nun 128. maddesi uyarınca "üçüncü kişinin fiilini yüklenme" niteliğinde bulunduğu, davalı şirketin davacıdan olan alacağının bu sözleşmeye konu yapılmadığı gözetildiğinde davalının ileri sürdüğü savunmasının dinlenemeyeceği, davalının sözkonusu 2 nolu daireyi sözleşme nedeniyle davacıya devri gerekirken devretmediği, bilahare bu taşınmazı dava dışı 3. kişiye sattığı, bu suretle davacıya karşı taşınmazın rayiç değeri kadar sebepsiz zenginleştiği, davacının taşınmazın rayiç değerini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 149.955,49 TL’nın 10/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, hisse devir bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir. Taraflar arasında 18.03.2013 tarihinde imzalanan “Tutanak” başlıklı belgede davacının davalı şirkette bulunan %20 hissesine karşılık olarak yapılacak ödemeler düzenlenmiş ve 1.(c) bendinde ifade edilen bağımsız bölümün tam ve bitmiş şekliyle bedelsiz olarak davacıya devredileceği kararlaştırılmış, sözleşmeyi şirket adına yetkili müdür ... imzalamıştır. Mahkemece, tutanakta bahsi geçen taşınmazın davacıya devredilmediği ve davalının taşınmazın rayiç değeri kadar davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince, davacının ihtarnamesine cevap mahiyetinde olan 21.10.2013 tarihli dilekçesinde ve davaya cevap dilekçesinde; davacının şirketten zaman içinde peyder pey aldığı borçları geri ödemediği ve şirketi zarara uğrattığı için taşınmaz devrinin yapılmadığı savunularak ödemezlik defi ileri sürülmüş, davacı tarafın şirkete olan borçlarının tespiti için şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasını talep edilerek takas definde bulunulmuştur. Ancak, mahkemece davalının takas defi dikkate alınmaksızın dava neticelendirilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nın 139. madde düzenlemesine göre, iki şahıs karşılıklı bir miktar meblâğı veya yekdiğerine mümasil başka malları birbirine borçlu oldukları takdirde her iki borç muaccel ise iki taraftan her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, takas hakkının kullanılabilmesi için olumlu ve olumsuz şartların gerçekleşmiş olması gerekir. Takas edilecek alacağın karşılıklı, aynı nitelikte, muaccel, dava edilebilir olması takasın olumlu şartlarını oluşturur. Takas, tek taraflı, şekle bağlı olmayan ve karşı tarafa varması gerekli bir irade beyanıyla kullanılır. Takasın olumlu şartlarından olan alacağın karşılıklı olmasını, tarafların birbirine karşı aynı zamanda hem alacaklı hem de borçlu olması şeklinde anlamak gerekir. Alacaklı ile borçlu arasında karşılık ilişkisi mevcut değil ise, yani aynı anda karşılıklı olarak alacaklılık ve borçluluk durumu söz konusu değil ise, takas beyanının ileri sürülmesi de mümkün olmayacaktır (...; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, İstanbul 2003, s. 1226).
Somut uyuşmazlıkta, davalı takas definde bulunmasına karşın mahkemece davalı şirketin davacıdan olan alacağını 18.03.2013 tarihli tutanağa konu yapmadığı gerekçesiyle takas definin dinlenemeyeceğine kanaat getirilerek davalının bu savunmasına itibar edilmemiş ve bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Ancak, takasın şekle bağlı olmayan, tek taraflı ve karşı tarafa varması gerekli bir irade beyanıyla her zaman kullanılabileceği gözetilerek takasın şartları ile davalının takas definin değerlendirilmesi ve tarafların karşılıklı olarak alacaklılık ve borçluluk durumu olup olmadığının tespiti için davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılması gerekirken, davalının savunması değerlendirilmeksizin sonuca varılması doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy