MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/12/2015 tarih ve 2014/97-2015/323 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı - karşı davalı ile davalı - karşı davacı vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı–karşı davalı vekili, davalının "..." ibareli marka tescil başvurusunun ilanına "..." ibareli marka gerekçe gösterilerek müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazın nihai olarak TPE YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkili şirketin sektöründe tanınmış bir firma olduğunu, davalının ... ibareli marka başvurusunun müvekkilinin ... markası ile iltibasa yol açabilecek derecede benzer olduğunu, malların kapsadığı malların aynı olduğunu, ortalama tüketicinin ... markasını görünce ve duyunca müvekkilinin ... markasını hatırlayacağını, ... ve ... markalarının benzer olduğunun mahkeme kararı ile tespit edildiğini, davacının benzer bulunan bu markadaki ayıcık şeklini değiştirip aslan figürü ile tescil ettirmeye çalıştığını, davalının müvekkilinin tanınmış markalarının itibarından haksız yararlanmaya çalıştığını, TPE YİDK kararının iptaline, ... ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş; karşı dava yönünden ise; aynı markaya ilişkin hükümsüzlük davası görüldüğünden derdestlik itirazında bulunmuştur.
Davalı TPE vekili, alınan kararın yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ... markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin ... markasının 14 yıl önce tescil edildiğini, ... markasının yoğun ve yaygın kullanım sonucu tüketiciler tarafından bilinir hale geldiğini, markasının şeklinde bir bütün olduğunu, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, çocuk tüketicilerin dahi markaları karıştırmayacaklarını, müvekkilinin eski tarihli tescilden kaynaklı müktesep hakkı bulunduğunu ve başvurunun tescilinin yerinde olduğunu, ileri sürerek
davanın reddini istemiş; karşı dava yönünden ise davacının ikame ettiği huzurdaki davada mesnet olarak gösterdiği "... ..." markasının kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınması ve markanın sicilden terkinini talep ve dava etmiş karşı davanın kabulünü istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden taraf markaları arasında 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi yönünden benzerlik olmadığı, 8/4. maddesi yönünden ise haksız yararlanma tehlikesi koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine; karşı dava yönünden ise konusu ve tarafları aynı olan bir davanın derdest olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl davada dava konusu marka başvurusu “...+şekil" ibaresinden oluşmakta olup, davacının itirazına dayanak aldığı marka ise “...” kelime markasıdır. 556 sayılı KHK 8/1-b bendi anlamında iltibastan söz edilmesi için işaretler ve kapsadıkları mal ve hizmetler bakımından markalar arasında görsel, işitsel ya da telafuz bakımından iltibas tehlikesine yol açılmış bulunmalıdır. Somut uyuşmazlıkta taraf markalarında yer alan “...” ve “...” ibarelerinin üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama alıcılarının çocuklar da dahil olmak üzere geniş bir tüketici kitlesini kapsayacak olması ve bu tür ürünleri alırken yeterli dikkat ve özeni göstermeyecek olmaları karşısında bahse konu ibarelerin görsel ve işitsel olarak iltibas tehlikesine yol açacağının kabulü gerektiği halde asıl davanın reddi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
2- Birleşen davada, davacı dava konusu markanın kullanılmaması nedeniyle iptaline dair 556 sayılı KHK 14. maddesi ile birlikte ayrıca TMK’nın 2. maddesi uyarınca birleşen davanın davalısına ait “...” markasının hükümsüzlüğünü de talep etmiştir. Bu durumda, iki ayrı hukuki sebebe dayalı hükümsüzlük isteminde bulunduğu gözönüne alınarak öncelikle hükme konu davaların ayrılması suretiyle halen ...’de devam etmekte olan ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/652 Esas sayılı dosyasındaki kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davasının derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan ret kararı verilmesi ve ayrıca kötü niyete dayalı bir hükümsüzlük talebi de değerlendirilerek bu talep bakımından da ayrılmasına karar verilecek dava dosyası üzerinden olumlu veya olumsuz bir hüküm tesisi gerekirken bu husus dikkate alınmaksızın her iki talep bakımından derdestlik nedeniyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davaya yönelik kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davaya yönelik kararın BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 01/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy