Taraflar arasındaki davadan dolayı verilen 02/04/2015 gün ve 2014/1083-2015/292 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, karar tarihi olan 12.02.2015 tarihi itibariyle 2.080,00 TL'dir. Davacı vekili, davalının eski çalışanı olduğunu, aralarındaki iş sözleşmesinin 14-ı maddesi "çalışanın istifasından sonra 1 yıl süre içerisinde aynı sektörde faaliyette bulunan işletmelerde çalışamayacağı" hükmünü düzenlediğini, davalının müvekkili şirketten istifa ettikten sonra aynı sektörde çalışan başka bir şirkette çalışmaya başladığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda, reddedilen dava değeri, yukarıda anılan madde hükmüne göre davacı yönünden temyiz sınırının altında kalmaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin REDDİNE, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy