MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21/01/2016 tarih ve 2015/240-2016/45 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili sigorta şirketinin dava dışı sigortalıya ait otomobil jantlarını nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında sigortaladığını, söz konusu malların davalı tarafından CMR kapsamında taşınırken kaza sonucunda hasarlandığını, hasar bedeli olan 96.508,00 TL'nin sigortalıya 18/04/2012 tarihinde ödendiğini, işbu alacağın ödeme gününden itibaren işleyecek kısa vadeli avanslara uygulanan faiz oranıyla davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; uyuşmazlığın CMR hükümlerine tabi olduğunu, emtianın tamamın ziyaı iddiasının doğru olmadığını, 66 adedinin zarar gördüğünü, zarar miktarının fahiş olduğunu, hasarın da CMR hükümlerine göre hesaplanması gerektiğini, istenebilecek yıllık faiz oranının %5 olduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olabileceğini, 21.221,00 EURO hasar bedelini 28/09/2012 tarihinde ödediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 05/11/2011 tarihinde tek taraflı meydana gelen kazada sigortalı emtianın zarar gördüğü, 66 adet jantın zıyaa uğradığı, 1088 jantın ise kısmi hasara uğradığı, davacı tarafından poliçe kapsamında sigortalısına 18/04/2012 tarihinde 39.848,14 EURO karşılığı 96.508,00 TL ödendiği, CMR hükümlerine göre ise zararın 22.765,42 EURO olduğu, davalının sigortacısı tarafından davacının hesabına dava açıldıktan sonra 28/09/2012 tarihinde 21.221 EURO ödendiği, hesaplanan zarardan davalının sigortacısının ödemesi düşüldüğünde EURO olarak talepte bulunulsa idi davacının 1.544,42 EURO alacağının kaldığı, ancak davacının ödediği tutar için kaza tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı talepte bulunduğu, 22.765,42 EURO'nun kaza tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının 39.898,68 TL olduğu, davalı sigortacısının davacı ... şirketine zarar nedeni ile ödediği 21.221 EURO'nun ödeme tarihi olan 28/09/2012 tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının 49.647,80 TL olduğu dikkate alındığında davacının TL olarak hesaplanan zararının ödendiği, bakiye zararının kalmadığı gerekçesiyle 39.898,68 TL zarar yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarda özetlendiği gibi 39.898,68 TL yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamında, CMR hükümleri uyarınca taşıma sırasında meydana gelen hasar nedeniyle tazmin edilecek tutarın açıklanan ilkeler esas alınarak uzman bilirkişi aracılığıyla ve CMR'nin 23. maddesine uygun şekilde gerçek zarar araştırması yapılarak ve sınırlı sorumluluk halinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda dava konusu olayda 66 adet jantın ziyaa uğradığı, 1088 adet jantın ise hasara uğradığının belirtildiği, hasara uğradığı belirtilen emtiadaki hasar miktarı belirlenirken ise, malların sağlam değeri olarak bilirkişinin uzmanlık alanı dışında olduğundan borsa veya cari fiyatı belirlenmeyip faturadaki mal bedelinin esas alındığı açıklanmıştır. Bilirkişi raporuna karşı davacı tarafça jantların tamamen zayi olduğunun kabulü gerektiği yönünde ciddi itirazlarının olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davacının bozmaya uyulması sonucu kazanılmış hakkı da gözetilmek suretiyle, taşınan emtia konusunda alanında uzman bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi raporu ya da ek rapor alınarak davalının sorumluluğunun yukarıda değinilen CMR Konvansiyonu'nun 23. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gerekirken faturadaki bedele göre zarar miktarını belirleyen bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminat miktarının 22.765,42 EURO olduğu ve bu tutarın kaza tarihi olan 05.11.2011'deki TL karşılığının ise 39.898,68 TL olduğu, davalının dava açıldıktan sonra 22.221 EURO ödeme yaptığı, bu durumda davacının bakiye 1.544,42 EURO alacaklı olduğu, ancak davacı taraf alacağını kaza tarihindeki kur üzerinden TL olarak talep ettiği için davalı tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı olan 49.647,80 TL olarak esas alınması gerektiği, davalının bu durumda bakiye borcunun kalmadığı belirtilmişse de; bilirkişi raporunda 22.765,42 EURO'nun kaza tarihi olan 05.11.2011'deki TL karşılığı hesaplanırken esas alınan kur USD olup, anılan yanlış kur üzerinden yapılan hesaplamaya dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 20/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy