Taraflar arasında görülen davada sayılı kararı onayan - bozan Daire'nin 01/10/2015 gün ve 2015/467 - 2015/9714 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davalı ... ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, davalı ...'in, inşaat işleri ile uğraşan müvekkili şirketin %1 hissedarı olduğunu, yapılan görev taksimi doğrultusunda şirketin yapmakta olduğu binaların bağımsız bölümlerinin tapu dairelerindeki işlerini takip edip daire alım satımları ile ilgilendiğini, bu görevin ifası için tarafına kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılan arsa sahiplerince tapu satışı veya iş takibi için gereken yetkileri içeren vekaletnameler verildiğini,davacı tarafından kayıtlı bulunan arsa üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yapılan binanın 38 nolu bağımsız bölümünün ahsa satıldığını, ancak dairenin inşaatı o sırada henüz tamamlanmadığı için, müşteriden alınan satış bedelinin teminatı olarak kendisine mülkiyeti arsa sahipleri ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre müvekkili şirkete isabet eden 17 nolu bağımsız bölümün tapusunun devredildiğini, yapılan mutabakata göre 38 nolu dairenin tapusu arsa sahiplerinden alınıp müşteriye devredildiğinde 17 nolu bağımsız bölümün tapusunun şirkete geri iade edileceğini, yapılan bu anlaşma doğrultusunda 38 nolu dairenin imalatının bitirilip müşteriye tesliminin gerçekleştirildiğini, bunun üzerine kendisine teminat olarak verilen 17 nolu dairenin iadesi istenilerek bu işleri ikmal etmek üzere davalı ...'in görevlendirildiğini, ile irtibata geçilerek dairenin şirket adına geri alındığını, şirket yetkilisi bildirildiğini, güven ilişkisi olduğu için tapu kayıtlarına bakılmadığını, ancak 17 nolu dairenin başka bir müşteriye satışı gündeme gelince bu dairenin şirket yerine davalı ... adına iade alınıp, tapuya bu şekilde tescil edildiğinin anlaşıldığını ileri sürerek, 17 nolu bağımsız bölümünün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, asıl davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yaptığı binadan kendisine kalmış olan tapuya kayıtlı taşınmazın 1.kat 17 nolu bağımsız bölümünün bir alışverişin teminatı olarak isimli şahsa devir olunduğunu, daha sonra bu dairenin şirkete devredilmesi zamanı geldiğinde, şirketin %1 hissedarı olan ve tapulardaki işlerini yürüten dava dışı ... isimli şahsın hile kullanarak kendisini kandırması sonucunda şirketin bilgisi olmadan tapuda bu kişi adına devir ve tescil edildiğini, bu şahıs aleyhine tapu iptali ve tescil talepli açılan dava derdest iken davanın ilerleyen aşamalarında, davalı isimli şahıs lehine 175.000,00 TL tutarında bonolar vererek borçlandığı ve borcuna karşılık da esas sayılı dosyasında takip yaptırarak dava konusu gayrimenkul üzerine haciz koydurduğunu, daha sonra bu taşınmazın satışı için dosyanı çıkartılarak kıymet takdiri yapılarak satışının istenildiğini, bu arada icra dosyasındaki alacağın noterden davalı ... adına temlik edildiğini, 13/02/2009 tarihinde yapılan ikinci artırmada dava konusu taşınmazın 222.000,00 TL bedelle ihaleye iştirak eden isimli şahsa satıldığını, satış bedelinin yatırılması için alıcıya 3 gün süre verildiğini ve bu sürenin 23/02/2009 tarihinde sona ereceğini, icra müdürü ile yapılan görüşmede paranın dosyaya yatırılması halinde ilgililere ödeme yapılacağının belirtildiğini, bu nedenle satıştan önce icra dosyasının temliken alacaklısı durumunda olan ... aleyhine müstakil dava açılması zaruretinin doğduğunu iddia ederek, yatacak satış bedelinin bu davada verilecek hükmün kesinleşmesine kadar alacaklısına ödenmesinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasını dava konusu yapılan 17 nolu bağımsız bölüm dairenin mülkiyetinin gerçekte icra dosya borçlusu ...'e ait olmaması nedeniyle bu taşınmaz üzerine konulmuş olan haczin geçersiz sayılarak icra dosyasına yatırılacak olan satış bedelinin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen kararın davalı ... vekilince, birleşen davada davacı şirket vekilince temyizi üzerine Dairemizce asıl davaya yönelik karar onanmış, birleşen davada verilen karar davacı şirket yararına bozulmuştur.
Asıl davada davalı ... ve birleşen davada davalı ... vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl davada davalı ... ve birleşen davada davalı ... vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davalı ... ve birleşen davada davalı ... vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 7,80 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 275,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen asıl davada davalı ... ve birleşen davada davalı ...'dan ayrı ayrı alınarak gelir kaydedilmesine, 14/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.