MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/12/2015 tarih ve 2014/1424-2015/674 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesabına ilişkin banka kartının yanında olmasına rağmen bilgisi ve rızası dışında 10/09/2013 tarihinde davalı bankanın ATM'sinden 1.500 TL ve 500 TL tutarlarında nakit para çekildiğini, ayrıca dava dışı ... isimli şahsın banka hesabına da 3.000 TL tutarında havale işlemi yapıldığını, banka tarafından müvekkilinin telefonuna gönderilen bilgi mesajıyla işlemden haberdar olunması üzerine müşteri hizmetlerinin aranarak kartın iptal edildiğini, bilgisi ve rızası dışında çekilen paranın iadesi için davalı bankaya müracaat edildiğini, banka şubesinden para çeken kişilerin kullandığı kartın dolandırıcılık amacıyla sahte olarak oluşturulduğunu ileri sürerek 5.000 TL'nin 12/09/2013 tarihinde itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, müşterilerinin kullandığı ATM'lerin hiçbirinde kart kopyalama cihazlarına rastlanılmadığını, davalının bankacılık işlemlerinin dünyaca kabul görmüş güvenlik sistemleri uygulamalarıyla yapıldığını, davacının üzerine düşen sorumluluğu tam olarak yerine getirmediğini, kart bilgilerini gerektiği şekilde muhafaza etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, banka müşterisinin eylemin işlenmesinde kusurunun olması halinde TBK’nin 52. maddesi uyarınca bu kusurun müterafik kusur olarak değerlendirilebileceği ve zarardan indirim yapılabileceği, davalı bankanın bu yönde bir ispat vasıtası ortaya koymadığı, davaya konu eylemin davacıya karşı değil davalı bankaya karşı yapıldığı, zararın bankanın zararı olacağı, güven kurumu olarak faaliyet gösteren davalı bankanın objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmesinden kaynaklanan hafif kusurlardan dahi sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 5.000 TL'nin temerrüt tarihi olan 09/12/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesabından bilgisi ve rızası dışında yapılan işlemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili, sahte banka kartı üretilmek suretiyle müvekkilinin hesabından bilgisi dışında ve davalı banka ATM’si aracılığıyla para çekme ve havale işlemlerinin gerçekleştiğini ileri sürmüştür.
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun 8. maddesinde Kart Çıkaran Kuruşların kart çıkarma ve buna ilişkin yükümlülükleri düzenlenmiş, Yasa'nın 33. maddesinde kart çıkaran kuruluşların ilgili düzenlemeler ile getirilen yükümlülüklerin yerine getirilmesinde gerekli basiret ve özeni göstermekle yükümlü oldukları öngörülmüş, Yasa'nın 44. maddesinde de "bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili uyuşmazlılarda kart hamilinin tüketici olması halinde 4077 sayılı Yasa'nın 22 ve 23. maddelerinin uygulanacağı" düzenleme altına alınmıştır.
Dava tarihi olan 29/11/2014 tarihi itibariyle 4077 sayılı yasa, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ile yürürlükten kaldırılmış olup, mülga 4077 sayılı Yasa'nın 23. maddelerinde düzenlenen "Tüketici Mahkemeleri" de 6502 sayılı Yasa'nın 73 maddesinde "Tüketici Mahkemeleri" adı altında yeniden düzenlenmiştir.
Bu halde 5464 saylı Yasa'nın 44. maddesi gereğince dava tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın 73. maddesi hükmüne göre uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan, 6100 sayılı HMK 114/c maddesi delaletiyle mahkemenin görevsiz olması nedeniyle HMK 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy