MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/11/2015 tarih ve 2014/340-2015/833 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereğince müvekkili şirketin davalı şirkete taşıma hizmeti verdiğini, verilen hizmet bedelinin 78.925,71 TL'lik kısmının davalı şirket tarafından ödenmediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için davalı aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğünün 2014/5949 Esas sayılı takip dosyası ile takibe geçildiğini, davalı şirketin bu alacağın 29.800,64 TL'lik kısmını kabul ederek 49.125,07 TL'lik kısmına itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini beyanla davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, %20 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında taşıma sözleşmesinin imzalandığını, davacının sözleşme ile yüklendiği edimlerini gereği gibi ifa etmediğini, müvekkilinin fazladan borcunun bulunduğunu beyan ettiğini, davacının araçlarının kaptanlarının ve araçların 28/02/2014 ila 01/03/2014 tarihleri arasında meydana getirdiği olumsuzluk ve aksaklıklar nedeniyle müvekkili şirketin müşterilerine karşı zor durumda kaldığını, müvekkilinin davacı tarafa 29.800,00 TL dışında hiçbir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, tarafların defterlerinin, faturalarının incelenmesi neticesinde davacının davasını ispat ettiği gerekçesiyle davalının ... 2. İcra Müdürlüğünün 2014/5949 Esas sayılı takip dosyasında 41.528,11 TL için yaptığı kısmi itirazın iptali ile takibin devamına ve itiraza uğrayan asıl alacağın % 20'si üzerinden hesaplanan 9.825,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı (Mülga HUMK 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, mahkemenin gerekçesinin 9. paragrafında “takip tarihi itibariyle davacının bakiye 78.925,64 TL tutarında alacağının bulunduğu mahkememizce sabit sayılarak davanın kabulü ile davalının, ... 2. İcra Müdürlüğünün 2014/5949 esas sayılı takip dosyasında alacağın 29.800,64 TL'lik bölümünü kabul edip arta kalan kısmına yaptığı kısmi itirazın iptali ile takibin devamına ... karar verilmiştir.” denilerek kalan kısım olan 49.125,07 TL için takibin devamına karar verilmesine rağmen yine gerekçenin 10. paragrafında “ ... davalı şirketin davacı şirkete 41.528,11 TL borcunun bulunduğu mahkememizce kabul olunarak...” denilmesi ve hüküm kısmında ise “...alacağın 29.800,64 TL'lik bölümünü kabul edip arta kalan kısmına yaptığı kısmi itirazın iptali ile takibin devamına...” karar verilmesi nedeniyle gerekçe kendi içinde ve hüküm ile çeliştiğinden yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olarak verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekillinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.