MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/05/2016 tarih ve 2015/771-2016/390 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket adına nakliye hizmeti verdiğini, bu hizmetler neticesinde şirket tarafından müvekkiline 31/10/2012 ve 30/11/2012 tarihli olmak üzere iki fatura keşide edildiğini, faturaların toplam 21.612,52 TL olduğunu, 5.600,00 TL'lik kısmı ödeme yapıldığını, kalan kısmın ödenmediğini, müvekkiline baskı ve korkutma yoluyla bir kısım tediye makbuzları imzalatıldığını, bu makbuzların gerçeği yansıtmadığını, sonuç olarak 21.612,52 TL'lik fatura borcuna mahsuben yapılan kısmi ödeme mahsup edildiğinde müvekkilinin bakiye 16.012,52 TL alacağının bulunduğunu, bu alacağın işlemiş 2.880,00 TL faizinin bulunduğunu, asıl alacak ve işlemiş faizinin tahsili amacıyla ... 2. İcra Müdürlüğünün 2014/4094 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibe davalı şirketin itiraz ettiğini ileri sürerek itirazının iptaline ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı tarafa olan borcun ödendiğini, tediye makbuzlarında davacının imzasının bulunduğunu, bu takibin kötüniyetle yapıldığını savunarak davanın reddi ile alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi marifeti ile yapılan inceleme neticesinde, davacının davalı şirketten 16.012,52 TL asıl alacak ve takip tarihine kadar 2.170,01 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.182,53 TL bakiye alacağının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, takibin bu miktar üzerinden devamına, 16.012,52 TL asıl alacağın %20 oranındaki icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bakiye taşıma bedeli alacağının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı taraf, ödeme makbuzlarını ibraz ederek borcun ödendiğini savunmuştur. Davalı tarafça düzenlenen ve dava dosyasına ibraz edilen ödeme makbuzları davacı imzasını taşımaktadır. Ödeme makbuzu borcu söndüren belgelerden olup, bu belge ile uyuşmazlık konusu taşıma bedellerinin ödendiğine karinedir. 6100 sayılı HMK'nin “Senede karşı tanıkla ispat yasağı” başlıklı 201. maddesi “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.” hükmünü haizdir. Bu hüküm uyarınca davalı tarafça ileri sürülen makbuzların aksi aynı kudrette belge ile ispat edilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan ödeme makbuzlarının aksi kanıtlanamadığı halde yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy