MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07/05/2015 gün ve 2014/488 - 2015/365 sayılı kararı bozan Daire'nin 11/04/2016 gün ve 2015/9349 - 2016/3955 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte müvekkilinin borcunun bulunmadığını, takibe konu faturaların müvekkiline hiç tebliğ edilmediğini, davalının akdi veya kanuni rehin hakkının bulunmadığını, gemi üzerinde bir ipoteğin olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, belirterek, borçlu bulunmadığının tespiti ile İİK m. 72/5f gereği %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulüne,....İcra Müdürlüğünün 2013/2428 E. sayılı dosyasında zamanaşımı nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacı vekilinin İİK m. 72/5f.'ye dayalı olarak davalının haksız ve kötü niyetli takip yaptığı iddiası ispatlanamadığından tazminat talebinin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 14,00 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 314,79 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 10/05/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Somut uyuşmazlıkta;
İcra takibinin dayanağı 13.751,53 USD tutarlı faturalar kaptana 01.06.2011 ve 01.07.2011 tarihinde tebliğ edilmiş olup, alacak bu tarihte muaccel olmakla, 818 sayılı B.K. 128 (6098 sayılı TBK 149) maddesi gereğince zamanaşımı bu tarihte işlemeye başlamıştır.
Davacı aleyhindeki icra takibi 14.02.2013 tarihinde başlatılmış olup, 6762 sayılı TTK 1259 ve 1260 maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresi takip tarihi itibariyle gerçekleşmiştir.
İcra dosyasında ödeme emri, davacı borçluya tebliğ edilememiş olup, borçlu ödeme emrine 12.08.2014 tarihinde muttali olduğunu bildirerek bu tarihli dilekçesi ile borca esas yönünden itiraz etmiş,
Borca itiraz süresi içinde, 14.08.2014 tarihli dilekçesi ile de, icra müdürlüğüne sunduğu itiraz dilekçesinde bildirmediği "borcun zamanaşımına uğradığına" ilişkin def'ini, menfi tesbit davası açmak suretiyle dava yolu ile sürmüştür.
Davacının bu hakkını icra takibine vaki itiraz dilekçesinde ileri sürmesi mümkün olduğu gibi, itiraz süresi içerisinde, en az icra dairesi kadar yetkili olan mahkemede dava yolu ile sürmesi de mümkündür. (Baki Kuru-Menfi Tesbit ve İstirdat Davası Sh. 41)
Davacının, bu davranışını yasaklayan bir hukuk kuralı olmadığı gibi, itiraz süresi içerisinde dava açılmak kaydıyla bu hakkın mahkemede dava edilmesinin daha güvenilir bir yol olduğu tabiidir.
Yerel mahkemenin gerekçesine ve açıklanan nedenlere göre, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin bozma ilamının kaldırılarak yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar düzeltme isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Full & Egal Universal Law Academy