MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/04/2016 tarih ve 2013/333-2016/113 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.04.2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalılar vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, “...” ibareli markası bulunan müvekkilinin 11.09.2012 tarihinde ..., ..., ..., ....,.... ... alan adlarını bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, müvekkiline ait alan adlarından ... alan adının şifreleri ve alan adına ilişkin e-mail adreslerinin şifrelerinin çalındığını, söz konusu alan adlarının ... alan adına yönlendirilmek suretiyle davalılar tarafından kullanıldığını ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün durdurulması, giderilmesi, 20.000 TL maddi, 20.000 TL manevi zarar ile 20.000 TL yoksun kalınan kazancın internet sitesinin kurulduğu tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının marka başvurusunun reddedildiğini, davacının marka üzerinde hak sahibi olmadığını, müvekkili şirketin sağlık turizmine yönelik web tabanlı bilgi verme projesi bulunduğunu, bu projenin hayata geçirilmesi için bir alan adı satın alınması konusunda dava dışı... ile müvekkili şirketin anlaştığını, alan adının tedarik edilmesinin de . .. tarafından gerçekleştirildiğini, dava dışı ...’in, ...'ın kendisine ilettiği web sitesi şifrelerini ve e-posta hesapları şifrelerini müvekkili şirkete iletip sitenin açılmasını sağladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayanabileceği markasal bir hakkının bulunmadığı, davacının sahibi olduğu internet alan adı haklarının davalı şirketlerce ihlal edildiği yönünde delil bulunmadığı, davacının markasal bir hakkının ihlalinin veya davalı şirketlerce gerçekleştirilmiş bir haksız rekabet fiilinin tespit edilememesi nedeniyle tazminat talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy