MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/04/2016 tarih ve 2015/381-2016/325 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafça müvekkiline ....02.2004 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca toplam 72.469,94 TL'yi ödemesi ihtar edildiğini, adı geçen sözleşmenin ise dava dışı şirketin asıl borçlu müvekkilin de kefil olarak imzaladığı sözleşme olduğunu; ancak davalı bankanın, bu sözleşmeden kaynaklanan borçların asıl borçlu tarafından ödenmemesi üzerine, müvekkilinin davalı bankadan çektiği ........2005 tarihli Konut Kredi Sözleşmesinde ipotek olarak verdiği taşınmaz için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, müvekkilinin taşınmaz satış aşamasına gelince dosya borcunu ödediğini, söz konusu ipoteğin konut kredisinden kaynaklı borçlar için verildiğini, müvekkilinden satış tehdidi altında para tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, 40.000 TL’nin davalıdan istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından verilen ipoteğin, kefili bulunduğu dava dışı şirketin borçlarının da teminatını oluşturduğunu, konut kredisi sözleşmesi hükümleri gereğince tesis edilen ipoteğin doğmuş ve doğacak tüm borçlar için tesis edildiğini; sadece davacının müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı sözleşmeden kaynaklanan borca ilişkin olmayıp, dava dışı asıl borçlunun davalı bankadan kullandığı ve kullanacağı bilumum kredilerle ilgili doğmuş veya doğacak borçları da kapsadığını, istirdat davası şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında konut kredisi kapsamında tesis edilen ipoteğin davacının asli ve kefaletten doğan tüm borçlarının teminatını teşkil etmek üzere düzenlendiği, ancak somut olayda davacının dava dışı şirketle davalı arasındaki 06.08.2008 tarihli genel kredi sözleşmesine kefil olmadığı, davalı ile dava dışı şirket arasında 06.08.2008 tarihinde yeni bir borç ilişkisi kurulduğu, davacının taşınmazındaki ipoteğin davacının kefil olarak imzası bulunmayan 06.08.2008 tarihli kredi sözleşmesinden doğan borçların teminatı olarak kabul edilemeyeceği, davacının konut kredisi sözleşmesinden kaynaklı borcunun sona erdiği, davacının borcu olmayan 40.000,00 TL'yi icra takibi sırasında taşınmazın satış tehdidi altında ödediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 40.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye ....049,30 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy