MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/02/2016 tarih ve 2013/284-2016/52 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin ... ibareli markalarının bulunduğunu, davalı şirketin ... ibareli 34. sınıftaki ürünleri içeren marka tescil başvurularında bulunduğunu, 2011/25680 ve 2011/32549 kod numarası verilen başvuruların yayımlanması üzerine ticaret unvanına tecavüz, kötüniyet, tanınmışlık ve iltibas vakıalarına dayanarak gerçekleştirdikleri itirazların önce Markalar Dairesi ve nihai olarak da TPE YİDK tarafından reddedildiğini, kararların haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalı başvurusunun tesciline dair YİDK kararlarının iptali ile tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili, müvekkilinin 2004/13750 sayılı 34. sınıf ürünleri içeren ... ibareli markasının bulunduğunu, davacının bu markanın kullanmama nedeniyle iptali istemiyle ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/145 esas sayılı dosyasında dava açtığını, davanın kabul edildiğini, işbu davaya etkisinin olmayacağını ve müvekkilinin öncelik hakkını ortadan kaldırmayacağını, davacının markalarıyla başvuru konusu işaretlerin görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı TPE vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının markalarının ayırt ediciliğinin yüksek olmadığı, ortalama tüketicilerin, davalı başvurusunun konusu olan işaretler ile redde mesnet markaların farklı markalar olduğunu hemen ve ilk bakışta algılayacağı, davalı markalarındaki ... ibaresiyle davacı markasındaki ... ibaresinin ortak olduğu, davacı markalarının ...... ve ...&...... şeklinde olması itibariyle bütünsel olarak bıraktığı intiba davacı markalarıyla başvuru konusu işaretleri tamamen farklılaştırdığı, davalının 34. sınıf ürünleri için tescil ettirdiği işaretinin, davacının markaları ile kapsamlarında yer alan ürün ve hizmetlere yanaştırma niyet ve arzusu ile hareket etmediği, davalının son başvurusunun önceki markasının kapsamında olan yargılama konusu 34. sınıftaki ürün ve hizmetleri aynen içerdiği, önceki tarihli bu markanın, davalının başvuruları için seri marka sayılması için kullanılmış olmasının da gerekli olmadığı, davacı markasının tanınmışlık kazandığı ürünün uydu alıcıları ve benzeri ürünler olduğu, davacı markasının sınırlı biçimde uydu alıcıları ve benzeri ürünler sektöründe elde ettiği tanınmışlık yahut bilinirlikten doğan imajın 34. sınıf ürün ve hizmetlerine transferinin mümkün olmadığı, davacının 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesi uyarınca da davalı başvurusunun tescilini engelleme olanağının bulunmadığı, açılan kullanmama nedenine dayalı hükümsüzlük/iptal davasının varılan sonuçları değiştirmeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 42,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, 11/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.