MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/04/2016 tarih ve 2014/562-2016/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında 02.05.2011 tarihli 'Diasa Dia' markasının kullanımı için imtiyaz sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin bir kaç tane mağaza açtığını, davalının tedarik etmesi gereken malları vermeyerek sözleşmeye aykırı davrandığını, davacının ticari faaliyetini fiili olarak engellediğini, davalının yazılı ve sözlü uyarılmasına rağmen sonuç alınamadığını, müvekkilinin üçüncü kişilerden mal alacağını davalıya belirtmesi üzerine davalının, teminatların paraya çevrileceğini, ticari unvanı haksız kullandığı ve sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek dava açacağı tehditlerinde bulunduğunu, bu şekilde müvekkilini sözleşmeyi feshetme konusunda anlaşmaya zorladığını, müvekkilinin fesih sözleşmesini hukuki tehdit altında, teminatlarını korumak için 14.01.2013 tarihinde imzalamak zorunda kaldığını, 14.01.2013 tarihli fesih sözleşmesinin hile, korkutma, dürüstlük kurallarına aykırı genel işlem koşulları içermesi nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine, imtiyaz sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle mahrum kaldığı kâra karşılık şimdilik 5.000,00 TL’nin, haksız feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı olarak şimdilik 5.000,00 TL'nin, davalının rekabet yasağı hükümlerine uygun davranması nedeniyle TTK’nin 123. maddesi uyarınca şimdilik 5.000,00 TL'nin, haksız bozdurulan teminat mektupları nedeniyle uğradığı zarara karşılık şimdilik 5.000,00 TL’nin, erken feshi nedeniyle kira sözleşmeleri ve yaptığı yatırımlar nedeniyle uğradığı zarara karşılık şimdilik 5.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının imtiyaz sözleşmesinin beş yıl uzatılmasının doğru olmadığını, davacının sorumlulukları yerine getirmediğini, sözleşmeye uygunluğun bayi temsilcileri aracılığıyla denetlendiğini, davacının bayi temsilcisine karşı cebir ve şiddet, hakaret uygulayarak görevlerine engel olunduğunu, diğer taraftan davacının sözleşmeye aykırı olarak müvekkilince tedarik edilen ve izin verilen ürünler dışındaki ürünleri, muhtelif dış kaynaklardan tedarik ederek müvekkilinin zararına neden olduğunu, eylemlerine ihtara rağmen son vermediğini, güncel borç bakiyesinin ve çeklerin ödenmediğini, davacının müvekkiline toplam 359.184,77 TL borcunun bulunduğunu, bütün mağazalarla ilgili olmak üzere 17.07.2012 tarihinden bu yana sipariş vermediğini, sevkiyat almadığı, mağazalara sunulan tedarik protokollerinin de halen imzalanmadığını, taraflar arasında protokol düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında alt imtiyaz 'franchise' sözleşmesinin yapıldığı, davacının sözleşme ile üstlendiğini edimlerine aykırı davranarak, imtiyaz veren dışındaki kişilerle ticari ilişkiye girdiğinin ibraz edilen defterlerinden sabit olduğu, taraflar arasında düzenlenen fesih sözleşmesi ile önceki sözleşmelerin feshedilmiş olduğu, fesih sözleşmesinin tehdit altında imzalatıldığına ve davacının iradesinin sakatlandığına ilişkin dosyada kanıt bulunmadığı, usulüne uygun şekilde düzenlenen fesih sözleşmesi uyarınca davacının davalıyı ibra ettiği, ibra sözlemesinde bulunan rekabet etmemeye yönelik maddelerin, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin niteliğine uygun olduğu, bu tür sözleşmelerde sözleşmenin sona ermesinden sonra alt imtiyaz sahibinin rekabet etmeme borcunun bulunduğu, sözleşmelerin 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte bulunduğu zamanda imzalanması karşısında genel işlem koşullarının uygulanmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı banka vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı banka vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı banka vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy