Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 26/04/2017 tarih ve 2017/149-2017/246 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili tarafından asıl davada ve birleştirilen davada dava dış vekili tarafından müvekkili aleyhine sayılı dosyasında işçi ve işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davası açıldığını, davanın taşeron şirketler olan ihbar edildiğini, yapılan yargılama sonunda tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve kararın onandığını, anılan karar gereğinc sayılı dosyası ile müvekkili idare aleyhine ilamlı icra takibi yapıldığını ve dosya borcunun tarafından 16/02/2015 tarihinde icra dosyasına yatırıldığını, ödenen meblağın rücuen tahsilini teminen müvekkili tarafından taşeron şirketler aleyhlerine. sayılı dosyada ...'nce verilen cevapta 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesine göre münfesih sayıldığından 12/08/2014 tarihinde resen sicilden terkin edildiğinin bildirildiğini ileri sürerek davalı ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... yetkilisi, yasa gereği terkin işleminin yapıldığını savunmuştur.
Davalı şirket yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca terkin edilen şirketlerin ihyası için açılacak davada husumetin sadece terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, bu durum karşısında, birleşen davada ihyasına karar verilmesi istenen ve ticaret sicilinden terkin edilmiş bulunan şirkete husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davalı ... hakkındaki ihya davasının kabulü ile, davalı şirket hakkındaki ihya davasının pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 13/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy