MAHKEMESİ: ...BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/06/2017 tarih ve 2017/315-2017/353 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının özelleştirme kapsamına alınması ve 20 ayrı dağıtım şirketine ayrılması kapsamında müvekkili ile davalı arasında 24.07.2006 tarihinde "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS)” akdedildiğini, anılan sözleşmenin üçüncü kişilerin hak iddialarını düzenleyen 7. maddesinde dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığını, anılan sözleşmeden önce dağıtım faaliyetlerin davalı tarafından yürütüldüğü sırada iş kazası sonucu elektrik akımına kapılarak vefat eden işçinin yakınları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiğini ve davaya istinaden müvekkili tarafından 88.493,58 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek bu meblağın 25.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini ve İHDS hükümleri uyarınca müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, ayrıca davacı tarafından düzenlenen devre esas bilanço ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacakla ilgili olayın İHDS’nin imza tarihinden önce gerçekleştiği, bu nedenle davacı tarafından üçüncü kişiye ödenen miktardan davalı ...'ın sorumlu olduğu, ancak sözleşmenin 7.2 maddesindeki ihbar yükümlülüğünün davacı tarafından yerine getirilmediğinin anlaşılması durumunda ilam sonrası işleyen faiz için de davacının kendi kusuruyla zararın artmasına neden olmasından dolayı ilam sonrası işleyen faiz için davalıya rücu edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 84.771,09 TL'nin 26.10.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; rücu talebine konu uyuşmazlığın İHDS’nin 7.4 ve 7.6 maddesi kapsamında olduğu, bu nedenle davacının açılan davayı ve yapılan icra takibini davalı şirkete ihbar yükümlülüğü bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 88.493,58 TL'nin 26/10/2014 tarihinden itibaren değişen oranda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı yanca yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.533,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 07/05/2018 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.