MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/09/2015 gün ve 2014/475-2015/287 sayılı kararı onayan Daire’nin 03/07/2017 gün ve 2016/1061-2017/4039 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına tescilli, tanınmış olduğu davalı kurum tarafından da kabul edilen "..." ibareli marka ve "...", " ... ... ŞEKİL", "... ŞEKİL" ibarelerini ihtiva eden markaların bulunduğunu, davalı şirketin müvekkili adına tescilli markalarla iltibasa sebep olacak şekilde "..." harfini ihtiva eden 2012/75303 sayılı marka tescil başvuru yaptığını, müvekkilinin itirazının öncelikle Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, YİDK'nca ise davalı başvurusunun müvekkilinin "... ŞEKİL" ve "... " ibareli markaları ile benzer bulunup 16. sınıftaki bir kısım emtialar çıkartılmak suretiyle sair yönlerden tescil işlemlerinin devamına karar verildiğini, ancak başvurunun diğer emtialar açısından kabul edilmesi halinde, davalı şirketin müvekkilinin tanınmış markalarından yarar sağlayacağını, müvekkili markalarının itibarının zedeleneceğini ileri sürerek TPE YİDK'nın 2014-M-12614 sayılı kararının iptalini istemiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, Dairemizce davalı ...nin 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatıldığı anlaşıldığından davalı hakkında 675 sayılı KHK'nin 16. maddesi kapsamında dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekmekte ise de sonucu itibariyle doğru olan hükmün açıklanan gerekçe ile onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 65,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 275,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 07/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy