MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasındaki davadan dolayı ... 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/04/2016 gün ve 2015/169-2016/245 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, karar tarihi olan 21.04.2016 itibariyle 2.190.00 TL'dir. Davacı vekili, sigortalısına ödediği 4.704.06 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile 941,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu durumda, kabul edilen dava değeri, yukarıda anılan madde hükmüne göre davalı yönünden temyiz sınırının altında kalmaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı vekili kararı katılma yoluyla temyiz etmiş olup, davacının katılma yoluyla temyiz talebi davalının temyizine bağlı bulunduğundan davalının temyiz miktar yönünden kesinlik nedeniyle reddedildiğinde davacının katılma yoluyla temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy