MAHKEMESİ :FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/12/2016 tarih ve 2016/132-2016/132 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır "..." ibaresini ticaret unvanı olarak kullandığını, bu şekilde tescilli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalının müvekkilinin tescilli markalarıyla aynı sınıf mal ve hizmetler yönünden faaliyet gösterdiğini, ticaret unvanında "..." ibaresini kullandığını, internet sitesinde müvekkiline ait markasını logo olarak kullandığını ileri sürerek, davalının eylemlerinin 556 sayılı KHK uyarınca müvekkil şirketin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına ve menine, davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalının ticaret unvanını tescil edildiği şekilde kullanmadığı, davacının markasının baskın unsuru olan "..." ibaresini ön plana çıkararak markasal kullandığı, bu durumun markaya tecavüz teşkil ettiği, markasal kullanımın davacı tarafın tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğu ve haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle markasal kullanımın durdurulmasına ve önlenmesine, ancak davacının davalı unvanının tescil olunduğu 1996 tarihinden dava tarihine kadar sessiz kaldığı, 16/08/2012 tarihinde dava açtığı göz önüne alınarak M.K'nın 2. maddesindeki iyiniyet kuralları göz önüne alınarak fazlaya ilişkin davacı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy