MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(FİKRİ VE SINAI HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 23/05/2017 tarih ve 2016/414-2017/330 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin 1992 yılında ticaret sicile kayıt olarak faaliyete başladığını, davalının ise müvekkiline ihtarname göndererek 2004/15144 numarası ile ARNO isminin marka olarak tescil edildiğini ve ARNO ibaresini 1997 yılından beri kullandığını belirterek ARNO ibaresinin marka olarak kullanılmamasını istediğini, müvekkilinin söz konusu ibare üzerinde öncelik hakkı olduğunu, davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalı adına haksız olarak tescilli 2004/15144 tescil no'lu "ARNO" markasının hükümsüzlüğüne, davalı adına tescilin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirketin Antalya'da mimarlık ve iç mimarlık üzerinde faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirketin 25/05/2004 tarih ve 2004/15144 marka no'su ile ARNO ibareli ve logolu markayı tescil ettirmiş bulunduklarını, bu şekilde müvekkil şirket dışında ibare ve logo kullanmanın markaların korunması hakkında 556 sayılı KHK'ya aykırılık teşkil ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; Türk Patent Enstitüsü kayıtlarına göre davalıya ait 2004/15144 sayılı "Arno" ibareli markanın 25.5.2004 tarihinde tescil edildiği, hükümsüzlük davalarının markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hakdüşürücü süreye tabi olduğu, eldeki davanın ise 20.07.2011 tarihinde açıldığı ve 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 44,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy