MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2017 tarih ve 2015/295 E. - 2017/42 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 15/02/2018 tarih ve 2017/1328-2018/146 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin "YAŞAM" esas unsurlu, 30. sınıf mal ve hizmetlerde geçerli, tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2013/77642 sayılı, 30 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde geçerli, "YAŞAM VADİSİ + ŞEKİL" ibareli marka başvurusuna, müvekkili şirketçe karıştırılma ihtimali hukuki sebebine dayanılarak yapılan itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2015/M-3686 sayılı kararının 30. sınıfta yer alan mallar ve 35. sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli bir biçimde görmesi ve satın alması için 30. sınıftaki malların bir araya getirilmesi” hizmeti yönünden iptaline ve anılan marka tescil edilmiş ise markanın anılan mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkin edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı TPMK vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin markası ile davacı markalarının benzer olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, başvurunun dava konusu yapılan mal ve hizmetlerin bir ksımının davacı markalarının kapsamı ile aynı yada benzer tür olduğu, ancak markaların işaretleri arasındaki farklılıklar nedeniyle, genel izlenim farklı olduğu, bu nedenle 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma olasılığının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15/05/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy