MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07/04/2016 gün ve 2014/1105 - 2016/272 sayılı kararı onayan Daire'nin 19/06/2018 gün ve 2016/12356 - 2018/4550 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline devredilen İnterbank A.Ş'nin genel müdürü olduğu dönemde yasa hükümleri ihlal edilmek suretiyle müvekkili aleyhine ve eski hakim ortakların menfaatine işlemler yaptığını, bu konuda Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu Başkanlığınca hazırlanan raporun esas alındığını, İnterbank A.Ş hisselerinin Çukurova grubundan Nergiz Holding grubuna devri sırasında yapılan devir sözleşmesi ile satış bedelinin tamamının banka kaynaklarından sağlandığını, devir sözleşmesinin 4. maddesinde Çağlar Grubuna dahil firmalara 250 milyon USD karşılığı kredi tahsis edileceği, bununla sağlanan fonun tamamının Çukurova Grubunun müvekkiline olan kredi borçlarının ödenmesi veya reeskont hesaplarındaki risklere karşılık bloke edilmesi için kullanacağını, böylece bankaya hiç nakit girişi olmaksızın borç nakli ile bankanın el değiştirildiğini, kredinin pasifte bloke edilmesinin nedeninin tahakkuk aşamasında doğacak olan KKDF ve BSMV yükümlülüğünden kurtulmak olduğunu, ancak Hazine'nin ikazı üzerine bu yükümlülüklerin müvekkilince yerine getirildiğini, bunun eski hissedarlardan tahsili için davalıların protokol düzenlediğini, protokolün de 5 yıl faizsiz ödemeli olarak davalılar tarafından yapılan sözleşme ile kararlaştırıldığını, bu şekilde davalıların şahsen müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürerek 11.979.472 USD’nin dava tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müflis ...'un genel kurullarda genel müdür olarak yaptığı işlemlerden dolayı ibra edildiğini, davanın yapılan devir sözleşmesi tarihlerine göre zamanaşımına uğradığını, BSMV ve KKDF borçları dövize çevrilerek tahsil yapıldığından davacının zararının doğmadığını, aynı taleple açılmış davanın derdest olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bankanın davalı tarafından zarara uğratılmadığı, alacağın dövize endekslenmesi nedeniyle kur farkına tabi tutulduğu, 2001 yılındaki yüksek devalüasyon nedeniyle kur farkındaki artıştan kaynaklanan getirinin temerrüd faizi getirisinin çok üstüne çıktığı, davalı tarafından imzalanan protokolün banka lehine sonuç verdiği ve davacı bankanın bundan zarar görmediği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, TMSF'den harç ve ceza alınmasına yer olmadığına, 06/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.