MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 07/06/2018 tarih ve 2018/164-2018/161 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin tekstil sektöründe dünyaca ünlü marka sahibi olduğunu, davalının ise “BLACK GOLD” markasını 25. sınıfta tescil ettirdiğini, bu markayı tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir neden olmaksızın kullanmadığını, bu nedenle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin “BLACK GOLD” ve “DIESEL BLACK GOLD” marka başvurularının, davalıya ait tescil nedeniyle reddedildiğini, bundan dolayı müvekkilinin dava açma hakkına sahip olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli “BLACK GOLD” markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin “BLACK GOLD” markasıyla yurt dışına ve yurt içine yönelik üretim ve satış yaptığını, bu markayı fasılasız ve nizasız bir şekilde kullandığını, davalı tarafın kötüniyetli olarak davayı açtığını savunarak asıl davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptalinden dolayı davanın yasal dayanağı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı vekili yararına hesap olunan 3.145,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, dava tarihindeki yasal düzenlemelere güvenerek açılan ve kısmen haklı bulunan davada, yasal düzenlemenin yargılama sırasında Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olmasının bu yönde davacının açık bir temyizi bulunmadığından bozma nedeni teşkil etmeyecek olmasına, yargılama giderlerinin HMK 331/1 maddesine göre doğru belirlenmiş bulunmasına göre tarafların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 11/11/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 556 sayılı KHK'nın 14 ve 42. maddelerine dayalı olarak açılan markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, dayanak maddeler Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.
Davada uygulanacak hukuki sebebin (kanun hükmünün) Anayasa'ya aykırılığı davanın taraflarınca ileri sürülebileceği gibi mahkemede, hükmün Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilir. Uygulanacak hükmün iptali halinde ise davacının netice-i talebini haklı kılacak bir kanun hükmü bulunmayacağından yani dava dayanaksız kalacağından bu durumda davanın konusu kalmayacağına veya karar verilemeyeceğine değil davanın reddine karar verilmesi gerekir.
HMK'nın 326/1 maddesi gereğince ise kanunda yazılı haller dışında yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen taraftan alınacağına ve somut uyuşmazlıkta olduğu gibi kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptali nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde yargılama giderlerinin ne suretle hükmedileceğine ilişkin kanunda aykırısı bir hükümde bulunmadığa göre davanın reddiyle, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekmekle, mahkeme gerekçesi doğru olduğundan sayın çoğunluğun Onama gerekçesine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy